Bir bayram daha bitti. Eski bayramların tadı tuzu yok artık...
Sanırım önümüzde ki beş on yıl içinde bayramlar sadece sembolik olarak kalacak.
Bayramların kıymetini bilen bizim kuşağımız, bizden sonraki kuşaklarda bayram gelmiş gelmemiş kimsenin umurunda olmayacak.
Onların bayram anlayışı tatil olacak.
Bayramda kaç gün tatil olacak?
Tatilde nereye gitsek?
Bayram cumartesi pazara geldi tatili az verdiler gibi tek düşünceleri bayramda verilecek tatilin süresi ve tatilde nereye gitsek düşünceleri olacak!
Öyle, "B"üyükleri ziyaret edelim", komşularla bayramlaşalım", "şekeri çok alalım ve bayramlaşmaya gelen çocuklara şeker dağıtalım" gibi düşünceler olmayacak...
Hatta şimdi bile bunların birçoğu olmadı.
Mesela oturduğunuz apartmanlarda kaç komşu size bayramlaşmaya geldi?
Peki, siz kaç komşunuza bayramlaşmaya gittiniz?
Kapınıza kaç çocuk bayramlaşmaya geldi de onlara şeker verdiniz?
Şeker deyince eskiden gelen alışkanlıktan dolayı gidip bir sürü şeker aldım.
Bayramlaşmaya gelen çocuklara veririm diye.
Hani Ramazan Bayramı'nın bir adı da şeker bayramıdır ya!
Eskinden kapımız çalınır mahallenin çocukları bayramımızı kutlamaya gelirdi, ben de onlara şeker verirdim.
Yine öyle olacağını düşündüm.
Ama emin olun bu bayram bir tane çocuk bile gelmedi.
Bir sürü şeker elimde kaldı.
Bırakın komşuları çocukları kendi akrabalarımızla bile aynı şehirde olmamıza rağmen telefonla bayramlaşıyoruz.
Hatta Whatsapp da bayram diye gruplar kuruluyor orda millet birbirinin bayramını toplu kutluyor veya toplu mesaj atıp bayramlaşmayı öyle yapıyorlar.
Gidemedim ama en azında arayım sesini duyayım bayramını kutlayım da kalmadı.
Farkında olmadan uzaklaşıyoruz o güzelim adetlerimizden, ananelerimizden.
Hele kendi büyüklerinizi kaybettiyseniz bayramların hiçbir anlamı kalmıyor.
Sizin gideceğiniz bir yer yok, size gelen yok.
Rahmetli annem babam hayattayken bayram sabahı kardeşler kuzenler yeğenler hep birlikte bayram sabahı kahvaltıda buluşurduk.
Annem kahvaltı da sevdiğimiz şeyleri hazırlardı özellikle geceden hamur yoğurur bayram sabahı katmer yapardı.
Kokusu hala burnumda, tadı hala damağımdadır.
Evin içi curcuna gibi olurdu.
Oturduğunuz binada kaç kişi varsa bayramlaşmaya gidilir, mahallenin çocukları bayramlıklarını giyip zilinizi çalar ellerinde torbalarla şeker bayramınızı kutlamaya geldik diye şeker toplarlardı.
Şimdi hepsi hayal oldu, hepsi yalan oldu.
Dediğim gibi Sizin gideceğiniz bir yer yok, size de gelen yok.
Hadi biz yine elimizden geldiği kadar bayramları yaşatmaya çalışıyoruz, tek tükte olsa gelenimiz var.
Peki, bizden sonra!
Bayram mı gelmiş!?
Nereye gelmiş?
Bayramda neymiş?
Bayramda ne yapılıyormuş?
Denilecek...
Belki televizyonlarda bayram belgeselleri hazırlanacak eskiden bayram diye bir şey vardı diye.
Adetlerimizde örflerimizden uzaklaşıyoruz. Ve farkında olmadan her geçen gün yozlaşıyoruz.
Yozlaşmanın da anlamını yazıyorum “özündeki iyi nitelikleri, değerlerini veya yapısını zamanla kaybederek bozulan, dejenere olan veya kötüye giden”
Evet değerlerimizi kaybediyoruz kötüye gidiyoruz.
