Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yıllardır seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınmasına karşı çıkıyor.
Bu tavır, demokratik ilkeler açısından son derece anlaşılabilir bir duruştur.
Sonuçta sandıktan çıkan iradeye saygı göstermek, demokrasinin temel şartlarından biridir.
Ancak siyaset, yalnızca rakiplerin yaptığı uygulamaları eleştirmekten ibaret değildir.
Aynı ilkeleri kendi bünyenizde de uygulamanız gerekir.
İşte tam da bu noktada ortaya önemli bir soru çıkıyor;
Seçimle gelen belediye başkanlarının görevden alınmasına karşı çıkan CHP, seçimle göreve gelmiş il başkanlarının görevden alınmasını nasıl açıklıyor?
Mutlak butlanla göreve gelen Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında ki CHP, delegenin oyu ile seçilen il başkanlarını görevden alıyor.
Neden?
Bunlar hırsızlı mı yapmışlar, yolsuzluk mu yapmışlar, ne yapmışlarda seçilen il başkanlarını görevden alıyorsunuz?
Bakınız;
Ağrı, Aksaray, Amasya, Batman, Bilecik, Bolu, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Düzce ve Akçakoca ilçesi, Eskişehir, Hakkâri, Iğdır, Kars, Kırıkkale, Manisa, Mardin, Muğla, Muş, Niğde ve merkez ilçesi, Nevşehir, Osmaniye ve merkez ilçesi, Samsun, Sivas ve Tunceli'de il başkanları görevden alındı.
Büyük ihtimalle daha da alınacaklar var...
Ne oldu?
Herkese demokrasi dersi vermeye kalkan, demokrasi demokrasi diye bas bar bağıran CHP, kendi içinde ki demokrasiyi bu şekilde mi sağlıyor?
Seçimle geleni görevden alarak mı başka partilere demokrasi dersleri vermeye kalkıyor?
CHP’nin demokrasi anlayışı bu mudur?
Siyasetin en temel dayanağı demokrasidir.
Demokrasi ise yalnızca sandığın kurulmasıyla değil, sandıktan çıkan sonuca saygı gösterilmesiyle anlam kazanır.
Bu nedenle bir siyasi partide seçimle göreve gelen il başkanlarının, teşkilatın iradesi yok sayılarak görevden alınması her zaman tartışmaya gebedir.
Savunulan ilkelerinize ters düşer.
Hani bir laf vardı; “ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol!”
Nedir bu sözün anlamı:
Bu söz, dürüstlüğü ve samimiyeti öğütleyen bir ifadedir. İnsanın iç dünyası ile dışarıya yansıttığı davranışlarının bir ve tutarlı olması gerektiğini vurgular. İkiyüzlülükten, yapmacıklıktan ve insanları aldatmaktan uzak durulması gerektiğini belirtir.
O zaman bugün CHP'yi yönetenlere sorarlar, siz hangisisiniz?
Yapmacıktan demokrasi bekçiliği mi yapıyorsunuz?
Yapmacıktan demokrasiye önem veriyorsunuz gibi mi görünüyorsunuz?
Yoksa demokrasiyle alakanız yokken, demokrasi çığırtkanlığı yapıp diğer partilere demokrasi dersi vermeye çalışıyor halkı mı kandırıyor musunuz?
Cumhuriyet Halk Partisi’nde son dönemde yaşanan görevden alma kararları da bu açıdan değerlendirilmelidir.
Eğer bir il başkanı delegelerin ve parti üyelerinin desteğiyle göreve gelmişse, onun görevden alınması yalnızca bir kişinin değil, o iradeyi ortaya koyan teşkilatın da sorgulanması anlamına gelir.
Parti yönetimlerinin elbette disiplin ve organizasyon konusunda yetkileri vardır.
Ancak bu yetkilerin kullanımı, demokratik meşruiyet duygusunu zedelememelidir.
Aksi halde üyeler arasında “Madem seçim yapıyoruz, sonuçta karar yine yukarıdan verilecekse sandığın ne anlamı var?” sorusu kaçınılmaz olarak ortaya çıkar.
Daha da önemlisi halkın gözün de güven kaybı yaşanır.
Bir parti başkanlığı içinde demokrasiyi sağlayamayanlar iktidara gelirlerse ülkede nasıl demokrasi sağlayıp uygulayabilirler?
Siyasi partiler, ülkeye demokrasi vaat ederken önce kendi içlerinde demokrasiyi yaşatmak zorundadır.
Parti içi seçimlerin sonucunu beğenmediği zaman müdahale eden bir anlayışın, toplumun demokratik hassasiyetleri konusunda inandırıcılığı da zarar görebilir.
Demokrasi, yalnızca kazanılan seçimleri değil, hoşumuza gitmeyen sonuçları da kabul etmeyi gerektirir.
Eğer seçimle gelenler, seçimle gitmiyorsa; yerlerine atamalar ve merkezden verilen kararlar geçiyorsa, o zaman tartışılan şey kişiler değil, demokratik anlayışın kendisi olur.
Siyasette kalıcı başarı, güçlü liderlik kadar güçlü kurumlarla da mümkündür.
Kurumların gücü ise üyelerinin iradesine gösterilen saygıdan geçer.
Bu nedenle seçimle göreve gelen yöneticiler hakkında alınacak her kararın, hukuki olduğu kadar demokratik açıdan da titizlikle değerlendirilmesi gerekir.
Kimse kusura bakmasın demokrasinin tekeli kendilerindeymiş gibi bir hava oluşturanlar, diğer partilere demokrasi dersi vermekten geri kalmayan CHP’nin yöneticileri, demokrasi konusun sınıfta kalmıştır.
Kendiniz demokrasiden bir habersiniz ama millete demokrasi dersi veriyorsunuz!
CHP yöneticileri oturun yerinize ben size sıfır veriyorum, demokrasi dersinde asıl siz sınıfta kaldınız.
