1980 öncesinde Marksist eylemci solun bayrak isimlerinden biridir, Fatsa’lı Terzi Fikri Sönmez. 1938 yılında Ordu-Fatsa’nın Kabakdağı köyünde doğdu. Gürcü (Çürüksu-Kartvel?) kökenli Golomanidze ailesine mensuptu. Ailesinin maddi imkânsızlıkları yüzünden eğitimine devam edemedi. Terzi çırağı olarak çalışmaya başladı.
Gençlik yıllarından itibaren eylemci sola ilgi duydu.
1970 ortalarında Mahir Çayan’la beraber oldu. THKP-C davasında 2 yıl kadar tutuklu olarak yargılandı; 1974 Rahşan affıyla tahliye oldu. Faaliyetlerine Dev-Yol çatısı altında devam etti.
Siyasete atılarak Fatsa’nın belediye başkanı oldu (14 Ekim 1979). Seçilmesinden sonra, Fatsa’da, devlet idaresini yok sayıp, mahalli komiteler kurarak, “kurtarılmış bölge”yi daha da büyütmüş; gerçekleştirdiği yapı, Türkiye’de o güne kadar görülmemiş bir örnekti. Anadolu’da Komunizmi hayata geçiren ilk kişi oldu. Dikkatleri üzerine çekti.
İlişkide olduğu Dev-Yol ve diğer illegal sol örgütlerin desteği ile birçok masum insanın (çoluk-çocuk demeden) cinayetinden sorumlu oldu.
11 Temmuz 1980'de ilçeye ''nokta operasyonu'' diye tabir edilen bir askeri operasyon düzenlendi. Ayni gün gözaltına alınan Fikri Sönmez, TCK 146. Maddeden ağır hapis cezası aldı. 4 Mayıs 1985’te Amasya Cezaevi’nde öldü. Ölüm sebebi olarak “işkence-kötü muamele sonucu” ve “kalb krizi” gösterilmektedir.
Allah amelince muamele eylesin.
Gelelim işin çapraşık yönüne ve bizim bu konuyu ele almamızın sebebine…
Türkiye’de sol, “kahramanlar yaratmayı” sever. Siyasi veya basit TCK’nın ceza öngördüğü) suçları işleyip yurt dışına kaçanları veya ölenleri tabulaştırır. Hepsini büyük düşünür, kahraman eylemci, büyük sanatçı olarak yüceltir.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Mahir Çayan ve Sabahattin Kurt, Hüdai Arıkan, Cihan Alptekin, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru, Ömer Ayna ve Saffet Alp'i solun kutsadığı kişilerdir.
Hatta Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya da bunlara dâhildir.
Peki!
Kızıldere’de tek sağ kurtulan kişi olan Ertuğrul Kürkçü’ye ne olur ve niçin olur?
İddialar odur ki, Kürkçü, devletin adamıdır.
İddiaların doğruluğu konusunda kesin bir şey söylemek zordur.
Ama EYLEMCİ SOL tüm ölenleri bayraklaştırırken; hayatta kalan tek kişiyi anma günlerinde bile çağırmamaktadır.
Gelelim Terzi Fikri’ye…
Türkiye’de Komünist hareketlerin değerlendirilmesi yapılırken, Terzi Fikri, -eğitimi yetersiz olmasına rağmen, eylemleri itibarıyla- Şefik Hüsnü, Mustafa Suphi, Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, Sultan Galiev, Neriman Nerimanof ile birlikte anılması gereken kişidir.
Buna rağmen, Terzi Fikri bayraklaştırılmamıştır.
“Niçin” ini, 11 Temmuz 1980’den ölüm tarihi olan 4 Mayıs 1985’e kadar geçen süredeki hapis hayatında aramak gerekmektedir.
Hemen belirtelim, medyada geçen “işkence veya kötü muamele”ye bağlı ölüm ihtimali yok denecek kadar azdır. Zira böyle bir ölüm olsa idi, sol, Terzi Fikri’yi kahraman ilan eder; hakkında destanlar yazılırdı.
Kalb krizinden ölüm olsa, aynı kaynaklar Terzi Fikri’yi kahramanlaştırmaktan kaçınmazlardı.
Peki, ne oldu da aşırı sol kanat Terzi Fikri’den vazgeçti?
Sorunun en muhtemel cevabını aynı yıllarda Amasya Cezaevi’nde bulunan bazı arkadaşlarımdan aldım.
Terzi Fikri çarptırıldığı ağız cezadan sonra itirafçı olmak istemiş ve fakat örgüt tarafından hapishanede infaz edilmiştir.
Şüphesiz bu kayıtlar devletin bir yerlerinde bulunmaktadır.
Günü gelince ortaya çıkacak ve Tarih Terzi Fikri’yi, kapasitesiz-eğitimsiz-kullanılan bir piyon olarak kaydedecektir.
Aşırı solun Terzi Fikri’ye sırt dönmesinin sebebi budur!.
