Hakan DİNÇAY
Köşe Yazarı
Hakan DİNÇAY
 

Üç Ayaklı Tabure: Kendini Yeniden İnşa Etmek

Hayat nehir gibi akar, Nehrin yatağı zaman zaman daralır zaman zaman genişler. Sular köpürür üstünde yüzen her şeyi batırır. Sonra deli dalgalar yüksekten aşağı düşer, Bazen de nehrin yatağı genişler sular durulur. Durgun bir şekilde akmaya devam eder. O kadar durgun akar ki nehrin yüzeyine baktığınız da kendimizi görürsünüz. Bir an durun ve düşünün, durgun nehirde kendimize bakmamız gibi hayatta aynanın karşısına geçip kendimize baktığımızda o yansımamız sadece etten ve kemikten ibaret olmadığımızı gösterir. Yüzünüzdeki gülümseme sonucu oluşan kaslar, göz kenarlarınızdaki kırışıklıklar yılların bize verdiği birikimlerdir. Bu çizikler ve kırışıklıklar psikolojik yapımızı fısıldar. Kendi yansımamıza alıcı gözle baktığımızda sağlığımız, bakışlarımız ve yüzümüzdeki canlılık biyolojik yapımızı niteler. Sohbetlerimiz, bedenimizin dili, mimiklerimiz sosyal yapımızı ortaya koyar. Biz bütün bu unsurların üzerine konduğu muazzam bir dengeyiz. Psikolojik yapımız, sağlığımız ve sosyal durumumuz üçü bir anda olduğu zaman sağlam bir insan oluyoruz. Bu üç temel yapı bizim yaşam kalitemizi belirler. Bu çarklardan birisi bozulduğunda öteki çarklarında çalışmasını engeller.     Birçoğumuz hayatta başarısız olduğumuzda sorunu tek bir noktada arama hatasına düşüyoruz. Oysa insan bir bütündür.  Biz sorunu bir bütünün parçalarında arıyoruz. Bütünün bir parçasındaki arıza tüm sistemimizi etkiliyor. Uykusuz geçen geceler, bedenimize saygı duymadan tükettiğimiz gıdalar, içki, sigara, şayet bedenimize ihanet edersek, zihnimize ve ruhumuza giden enerjiyi kesmiş oluyoruz. Şöyle bir hayal edin, arabanızın motoruna yanlış bir yakıt koyduğunuzda ne kadar uzağa gidebilirsiniz. Uykusuz geçirdiğiniz geceler, bedenimize saygı duymadan tükettiğimiz gıdalar, sadece fiziksel bir yorgunluk yarattığımızı sanıyoruz. Şayet bedenimize ihanet edersek, aslında zihnimize giden enerjiyi kesmiş oluyoruz. Psikolojik yapınız; O görünmez her şeyi yöneten iç dünyanız. Zihniniz sürekli bir şeyler eken bahçıvan gibidir. Zihninizi; korku, endişe, geçmişin keşkeleri ile başlarsanız orada cesaret ve umut fidanlarının beslenmesini bekleyemezsiniz. Psikolojik dayanıklılık, fırtına çıkmadığında sakin kalmak değil, fırtınanın tam ortasında köklerimize sarılmaktır. Kendi içinizdeki sessiz diyaloglara dikkat edin. Diyaloglar sizi bir yerlere götürür ama geri getirmez. İç dünyanızdaki barışı sağlamadan dış dünyada hiçbir savaşı kazanamazsınız. Üçüncü sütun sosyal yapınız. İnsan ne kadar güçlü olursa olsun veya ne kadar bilge olursa olsun kişi de sosyal etkileşim olmadığı sürece yalnızdır. Bizler; bağ kurarak, anlaşarak ve paylaşarak var oluyoruz. Sosyallik insan için bir güçtür ama dedikodular, arkadan konuşmalar, öfke, hasetlik gibi olumsuz duygular gücümüzde derin çatlaklar yaratır. Öğrenerek çalışarak ilerlemek istiyorsak önce bu olumsuz duygulardan sıyrılmamız gerekir.  Çatlak bir testiyi ne kadar doldurmaya çalışırsak çalışalım çeşmenin başından ayrılmamız mümkün değildir. Bu tür negatif duygular ilk anda sizin bir santim yükseldiğinizi size hissettirir ama sonrasında bir metre alçalırsınız. Gerçek ve kalıcı bir gelişim bu üç sütunun sapasağlam ayakta durması ve uyum içinde çalışmasıyla mümkündür. Bedeninize itina gösterin ve sağlıklı olun. Zihninizi pozitif düşüncelerle terbiye edin. Ruhunuzu besleyecek doğru insanları bulun. Psikoloji, sağlık ve sosyallik bunlar üçayaklı taburedir. Biri eksilse hiçbir şey taşıyamaz ve devrilir.  
Ekleme Tarihi: 06 Kasım 2026 -Cuma
Hakan DİNÇAY

Üç Ayaklı Tabure: Kendini Yeniden İnşa Etmek

Hayat nehir gibi akar, Nehrin yatağı zaman zaman daralır zaman zaman genişler.

Sular köpürür üstünde yüzen her şeyi batırır. Sonra deli dalgalar yüksekten aşağı düşer, Bazen de nehrin yatağı genişler sular durulur. Durgun bir şekilde akmaya devam eder. O kadar durgun akar ki nehrin yüzeyine baktığınız da kendimizi görürsünüz.

Bir an durun ve düşünün, durgun nehirde kendimize bakmamız gibi hayatta aynanın karşısına geçip kendimize baktığımızda o yansımamız sadece etten ve kemikten ibaret olmadığımızı gösterir.

Yüzünüzdeki gülümseme sonucu oluşan kaslar, göz kenarlarınızdaki kırışıklıklar yılların bize verdiği birikimlerdir. Bu çizikler ve kırışıklıklar psikolojik yapımızı fısıldar. Kendi yansımamıza alıcı gözle baktığımızda sağlığımız, bakışlarımız ve yüzümüzdeki canlılık biyolojik yapımızı niteler. Sohbetlerimiz, bedenimizin dili, mimiklerimiz sosyal yapımızı ortaya koyar.

Biz bütün bu unsurların üzerine konduğu muazzam bir dengeyiz. Psikolojik yapımız, sağlığımız ve sosyal durumumuz üçü bir anda olduğu zaman sağlam bir insan oluyoruz. Bu üç temel yapı bizim yaşam kalitemizi belirler. Bu çarklardan birisi bozulduğunda öteki çarklarında çalışmasını engeller.    

Birçoğumuz hayatta başarısız olduğumuzda sorunu tek bir noktada arama hatasına düşüyoruz. Oysa insan bir bütündür.  Biz sorunu bir bütünün parçalarında arıyoruz. Bütünün bir parçasındaki arıza tüm sistemimizi etkiliyor.

Uykusuz geçen geceler, bedenimize saygı duymadan tükettiğimiz gıdalar, içki, sigara, şayet bedenimize ihanet edersek, zihnimize ve ruhumuza giden enerjiyi kesmiş oluyoruz.

Şöyle bir hayal edin, arabanızın motoruna yanlış bir yakıt koyduğunuzda ne kadar uzağa gidebilirsiniz. Uykusuz geçirdiğiniz geceler, bedenimize saygı duymadan tükettiğimiz gıdalar, sadece fiziksel bir yorgunluk yarattığımızı sanıyoruz. Şayet bedenimize ihanet edersek, aslında zihnimize giden enerjiyi kesmiş oluyoruz.

Psikolojik yapınız; O görünmez her şeyi yöneten iç dünyanız. Zihniniz sürekli bir şeyler eken bahçıvan gibidir. Zihninizi; korku, endişe, geçmişin keşkeleri ile başlarsanız orada cesaret ve umut fidanlarının beslenmesini bekleyemezsiniz.

Psikolojik dayanıklılık, fırtına çıkmadığında sakin kalmak değil, fırtınanın tam ortasında köklerimize sarılmaktır.

Kendi içinizdeki sessiz diyaloglara dikkat edin. Diyaloglar sizi bir yerlere götürür ama geri getirmez. İç dünyanızdaki barışı sağlamadan dış dünyada hiçbir savaşı kazanamazsınız.

Üçüncü sütun sosyal yapınız. İnsan ne kadar güçlü olursa olsun veya ne kadar bilge olursa olsun kişi de sosyal etkileşim olmadığı sürece yalnızdır. Bizler; bağ kurarak, anlaşarak ve paylaşarak var oluyoruz.

Sosyallik insan için bir güçtür ama dedikodular, arkadan konuşmalar, öfke, hasetlik gibi olumsuz duygular gücümüzde derin çatlaklar yaratır. Öğrenerek çalışarak ilerlemek istiyorsak önce bu olumsuz duygulardan sıyrılmamız gerekir.  Çatlak bir testiyi ne kadar doldurmaya çalışırsak çalışalım çeşmenin başından ayrılmamız mümkün değildir.

Bu tür negatif duygular ilk anda sizin bir santim yükseldiğinizi size hissettirir ama sonrasında bir metre alçalırsınız.

Gerçek ve kalıcı bir gelişim bu üç sütunun sapasağlam ayakta durması ve uyum içinde çalışmasıyla mümkündür.

Bedeninize itina gösterin ve sağlıklı olun.

Zihninizi pozitif düşüncelerle terbiye edin.

Ruhunuzu besleyecek doğru insanları bulun.

Psikoloji, sağlık ve sosyallik bunlar üçayaklı taburedir. Biri eksilse hiçbir şey taşıyamaz ve devrilir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve samsunetikhaber3.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.