Vizyon Kuyumcu

Batı'nın İstemediği İslâm

Gündem 10.05.2026 - 22:19, Güncelleme: 10.05.2026 - 22:19
 

Batı'nın İstemediği İslâm

1980'li yıllarda, İslâmî alanda çok önemli bir boşluğu dolduran "İslâm" dergisi yayın hayatına başladı.

Seviyeli yayın çizgisi, ele aldığı konular ve konuları işlemedeki hassasiyeti nedeniyle, her kesimin ilgisini çekiyordu. Yayın hayatının beşinci yılında bir Alman akademisyen, mülakat yapmak üzere derinin genel yayın koordinatörü ile görüşür ve randevu alır. Dergi yöneticileri gelen kişi ile sağlıklı iletişim kurabilmek için bir tercüman bulundurur ve gelen misafire ikram için bazı hazırlıklar yaparlar. Adam randevuya Alman ARD Televizyonunun İstanbul muhabiri ile gelir. Masanın üzerine derginin en çok satan sayılarını serer ve genel yayın yönetmenine der ki; "Derginin adı İslâm, ancak, ele aldığınız konularda küçük dokunuş dışında dini ibadet ile ilgili ciddi bir dosyanız yok. Ama, dinen haram ve sakıncalı görülen; *Kumar diye bir dosyanız var. *İçki diye bir dosyanız var. *Oryantalizm diye bir dosyanız var. *Ehli küfür bir millettir diye bir dosyanız var. *Gıda diye bir dosyanız var. *NATO ve BM diye dosyalarınız var. Hem derginin ismi İslâm, hemde dini ibadet ile ilgili ciddi bir dosyanız yok. Bunu nasıl izah edeceksiniz" diye sorar. Derginin genel yayın yönetmeni der ki; "Müslümanlar ibadetin ne kadar faydalı ve önemli olduğunu, neyin, ne zaman ve nasıl yapılacağını biliyorlar. Ancak, itikadi yönden inanç yapılarını tehdit eden tehlikeleri yeteri kadar bilmiyorlar. Biz de insanları bu tehlikeye karşı uyarmaya çalışıyoruz." der. Bunu duyan Alman Akademisyen, derhal masaya yaydığı dergileri toplar ve BU BATININ İSTEMEDİĞİ İSLÂM" diyerek ayağa kalkar, kendileri için hazırlanan ikramları da kabul etmeden çıkıp gider. Bu örnekten açık ve net olarak görüleceği üzere batı bizden; onların razı olacağı bir din anlayışı istiyor. Onlar gibi yaşayan, onlar gibi düşünen, amaçsız, gayesiz, teslimiyetçi, işbirlikçi ve İslam'ın özünden uzak bir hayat tarzını kabul etmemizi bekliyorlar. Kurdukları Uluslararası tuzakların deşifre edilmesine tahammül edemiyorlar. İşte bazıları tarafından dost ve müttefik olarak algılanan, stratejik ortak hedefimiz var diye tanımlanan, AB üyeliği ile bir ve beraber olabilmek için milli ve manevi değerlerimizi feda ettiğimiz zihniyet işte bu zihniyet. Hani, her millet yöneticisinin dinindendir derler ya; neylersin ki, halkın ülkeyi yönetme yetkisi verdiği kadro; belli ki, bu zihniyeti henüz tam olarak tanımamış gibi görünüyor veya gerçeği görmek istemiyor.
1980'li yıllarda, İslâmî alanda çok önemli bir boşluğu dolduran "İslâm" dergisi yayın hayatına başladı.

Seviyeli yayın çizgisi, ele aldığı konular ve konuları işlemedeki hassasiyeti nedeniyle, her kesimin ilgisini çekiyordu. Yayın hayatının beşinci yılında bir Alman akademisyen, mülakat yapmak üzere derinin genel yayın koordinatörü ile görüşür ve randevu alır. Dergi yöneticileri gelen kişi ile sağlıklı iletişim kurabilmek için bir tercüman bulundurur ve gelen misafire ikram için bazı hazırlıklar yaparlar. Adam randevuya Alman ARD Televizyonunun İstanbul muhabiri ile gelir. Masanın üzerine derginin en çok satan sayılarını serer ve genel yayın yönetmenine der ki;

"Derginin adı İslâm, ancak, ele aldığınız konularda küçük dokunuş dışında dini ibadet ile ilgili ciddi bir dosyanız yok. Ama, dinen haram ve sakıncalı görülen;

*Kumar diye bir dosyanız var.

*İçki diye bir dosyanız var.

*Oryantalizm diye bir dosyanız var.

*Ehli küfür bir millettir diye bir dosyanız var.

*Gıda diye bir dosyanız var.

*NATO ve BM diye dosyalarınız var.

Hem derginin ismi İslâm, hemde dini ibadet ile ilgili ciddi bir dosyanız yok. Bunu nasıl izah edeceksiniz" diye sorar.

Derginin genel yayın yönetmeni der ki; "Müslümanlar ibadetin ne kadar faydalı ve önemli olduğunu, neyin, ne zaman ve nasıl yapılacağını biliyorlar. Ancak, itikadi yönden inanç yapılarını tehdit eden tehlikeleri yeteri kadar bilmiyorlar. Biz de insanları bu tehlikeye karşı uyarmaya çalışıyoruz." der. Bunu duyan Alman Akademisyen, derhal masaya yaydığı dergileri toplar ve BU BATININ İSTEMEDİĞİ İSLÂM" diyerek ayağa kalkar, kendileri için hazırlanan ikramları da kabul etmeden çıkıp gider.

Bu örnekten açık ve net olarak görüleceği üzere batı bizden; onların razı olacağı bir din anlayışı istiyor. Onlar gibi yaşayan, onlar gibi düşünen, amaçsız, gayesiz, teslimiyetçi, işbirlikçi ve İslam'ın özünden uzak bir hayat tarzını kabul etmemizi bekliyorlar. Kurdukları Uluslararası tuzakların deşifre edilmesine tahammül edemiyorlar.

İşte bazıları tarafından dost ve müttefik olarak algılanan, stratejik ortak hedefimiz var diye tanımlanan, AB üyeliği ile bir ve beraber olabilmek için milli ve manevi değerlerimizi feda ettiğimiz zihniyet işte bu zihniyet. Hani, her millet yöneticisinin dinindendir derler ya; neylersin ki, halkın ülkeyi yönetme yetkisi verdiği kadro; belli ki, bu zihniyeti henüz tam olarak tanımamış gibi görünüyor veya gerçeği görmek istemiyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve samsunetikhaber3.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.