Kimlik ve Kişilik
Kimlik ve Kişilik
İnsan bu dünyada rahat ve huzurlu bir hayat yaşamak için değil; ne kadar adam olduğu, sözünde ne kadar durduğu, emanete ne kadar sahip çıktığı, ahde ne kadar vefa gösterdiği, Allah'ın (c.c.) hükümlerine ne kadar teslim olduğu ve kul olmakta ne kadar fedakarlık yapabildiği gibi imtihan alanlarında teste tabi tutulmak için yaratıldı.
İnsan bu dünyada rahat ve huzurlu bir hayat yaşamak için değil; ne kadar adam olduğu, sözünde ne kadar durduğu, emanete ne kadar sahip çıktığı, ahde ne kadar vefa gösterdiği, Allah'ın (c.c.) hükümlerine ne kadar teslim olduğu ve kul olmakta ne kadar fedakarlık yapabildiği gibi imtihan alanlarında teste tabi tutulmak için yaratıldı.
Bu sınavda başarı, kişilikli bir karakter ve güzel bir ahlaka sahip olmak veya değişik bir ifade ile adam gibi adam olmakla mümkün olur. Rüzgar gülü gibi her an yön değiştiren, dünyevi çıkar için kişiliğini satanların bu denemeyi geçmeleri pek mümkün olmaz.
Dünya hayatı geçici ancak, ahret hayatı ebedidir. Öyle olunca aklı başına olan her insan, ebedi saadet için geçici, yani fani olanı ikinci plana atar. Aksi halde, üç günlük dünyanın huzur, rahat, sefahat veya saltanatı için ebedi olana arkasını dönmek aklı başında olan bir insanın yapacağı tercih olamaz. Buna rağmen toplum tarafından Müslüman olarak bilinenlerin; dünya makamı veya yetkisi olan unvanlı bir kimlik sahibi olabilmek için, Allah (c.c.) rızasına arka dönüp, kullara veya küresel güçlere teslim olduklarını görmek hakikaten insanlık adına son derece üzücü. Basit bir kimlik kazanımı için kula kul olmak, en azından insanın toplum nezdindeki kişiliğini yerle bir eder. Halbuki, asıl olan makam, mevki ve kimlik değil, kişiliktir. Dünyanın geçici hayatı için kişiliğini satan insanın kimliğinin hiçbir önemi kalmaz. Kimlik kazanmak için kişiliğini satan, hangi makama gelirse gelsin, her halükarda kendisini oraya getirenlerin kuklası olur. Kişiliğini satacak kadar seviye kaybı yaşayanların, küresel güçler yanında irtibatları sattıkları değerlerle doğru orantılıdır.
Halbuki, asıl olan kişiliktir. Toplum nezdinde kalıcı itibar veya saygınlık kimlik ile değil, kişilikle elde edilir. Etiket veya kimlik insana kişilik kazandırmaz. Dünyanın geçici hayatı için kişiliğini satanların kimliğinin önemi olmaz. Getirildiği makam veya elde ettiği mevkiinin de bir kıymeti olmaz. Kimlik kazanmak için kişiliğini satan, hangi makama gelirse gelsin o işin diyeti olarak her zaman taviz vermek zorunda kalır ve birilerinin kuklası olur. Ne yazık ki, günümüzde; küresel güçlere teslim olmuş kişiliksiz kimlikliler saymakla bitmez. İslâm ülkelerindeki dağınıklığın nedeni de, kişilik fukarası bu insanların teslimiyetleri olsa gerek.
Allah'ın (c.c.); genelde tüm İslâm alemini ve özelde ise ülkemizi, kişiliksiz kimliklilerin şerrinden koruması dua ve dileklerimle.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

