Fitne Dönemi
Fitne Dönemi
Siyonistlerin sapkın amaçları için dünyayı kan gölüne çevirmek istedikleri artık gün gibi ortada.
Siyonistlerin sapkın amaçları için dünyayı kan gölüne çevirmek istedikleri artık gün gibi ortada.
Bu zihniyetin, eskiden beri genelde İslam inancını ve özelde Milli Görüş Hareketini hedefine aldığı da bilinen bir gerçek. Milli Görüş hareketinin tek temsilcisi Saadet Partisi üzerinden hile ve fitne oyunlarının hiç eksik olmamasının arka planında Siyonist hesapların olduğu da biliniyor.
Saadet Partisi; Genel Başkan Sayın Mahmut Arıkan ile bir ivme yakaladı. Bu durum habis ruhlu Siyonist zihniyetini rahatsız etmiş olacak ki, Milli Görüş üzerine organize edilen böl, parçala fitne hareketlerine; Terörsüz Türkiye projesi ile yeni bir hız kazandırıldı. İnsanımızın bazı hassasiyetleri harekete geçirildi ve Milli Görüş kültüründe olmayan istifa gibi bazı nahoş haberler servisi edildi.
Saadet Partisi Sayın Genel Başkanı başta olmak üzere YİK üyeleri yaşanan bu tepkilerin geleceğini biliyor veya en azından tahmin ediyorlardı. Bu tepkileri bloke etmek için, Milletvekillerini kendi iradeleri ile serbest bırakabilir veya daha başka bir formül üretebilirlerdi. Ama, mesele ülkenin milli menfaatlerini ve İslam potasında ısıtılarak Türk/Kürt kardeşlik hislerinin yeniden tesis edilmesi gibi hayati bir meseleyi yakından ilgilendiren bir husus olunca, sırf tepkileri önlemek gibi bir yaklaşım, Milli Görüşün siyaset anlayışı ile örtüşmezdi. Öyle olunca Sayın Arıkan, Saadet Partisinin temsil ettiği misyona uygun bir yaklaşımla, gelecek tepkilere rağmen taşın altına elini koymak ihtiyacı duydu. Çözümün bir parçası ve yapılacak hukuki çalışmada söz sahibi olabilmek için ve iktidara olan güvensizliği de ifade ederek "Şartlı Evet" dedi. Bunun ne getireceğini zaman gösterecek ancak, bu şartlı evet nedeni ile hiç kimse Saadet Partisini barışa karşı olmak veya kemikleşmiş bir sorununun çözümünde tarafsız kalmak gibi bir yaklaşım ile itham edemeyecek.
Bunun yanında Milli Görüş hareketinde kararlar ferdi değil, istişare ile alınır. İstişare ile alınan karar isabetli olursa iki, olmazsa bir sevabı vardır ve uyulması gerekir. Ayrıca, Milli Görüş kültüründe, bir şey bizim beklentimize uygun düşmezse bile hiç kimsenin ben bıraktım deme hakkı yoktur. Hz. Ömer'in halife olduğunda, "Yanlış yaparsam ne yaparsınız" sorusuna "Seni kılınçlarımızın tersi ile düzeltiriz" cevabı, bu gibi hususlarda Milli Görüşün siyasi yol haritası niteliğindedir. Kafamıza uymayan konularda İslâm'i ve meşru yollar yok sayılarak, toptan istifa gibi gayrimeşru bir çözüm üretmek, başta Milli Görüşü yok etmek isteyen Siyonistler ve onların yerli uşaklarını memnun edecektir. Milli Görüş camiası olarak bizim görevimiz ayaklarımızın Allah'ın (c.c.) razı olacağı çizgide olması için mücadele etmektir. Herkesin kendi anlayışına göre yön tayin etmesi, son günlerde örneği çokça görüldüğü gibi bizi de Milli Görüş çizgisinin dışına atar.
Sorumlu ve Milli duruşu için Sayın Mahmut Arıkan ve yol arkadaşlarına teşekkür borçluyuz. Allah'ın (c.c.) bu kararın Terörsüz Türkiye amacına olumlu katkı sağlaması ve neticesini rızasına uygun etmesi dua ve dileklerimle.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

