Vizyon Kuyumcu

Dijital Bayramlaşma

Gündem 18.03.2026 - 21:56, Güncelleme: 18.03.2026 - 21:56
 

Dijital Bayramlaşma

Eski, tozlu tavan aralarında örümceklerin kurduğu o sabır dolu tuzakları bilirsiniz.

Küçücük bir canlının, kendi cüssesinden kat kat ağır yükleri taşıyabilen o ipekten ağları nasıl bir ustalıkla ördüğüne şaşırırsınız. Örümcek sessizce köşesine çekilir; kanatlı bir canlının ağa takılmasını bekler. Ağa takılan av ağdan kurtulmak istedikçe çırpınır ve çırpındıkça ağ titreşir, titreşimler örümceğe mesaj verir. Ağa bir canlı takıldı der. Örümcek mesajı alır ağın üstünde yürüyerek avını yakalar. Bugün, özellikle bayramlarda içine düştüğümüz dijital dünya tam da bu örümcek ağına benziyor. Ancak bu ağ bedenimizi değil, bayramın neşesini ve zihnimizi esir alıyor. Telefonlardan matbu formunda resimli bayram mesajları, herkese bir iki tuşa basarak gönder. Oturduğun yerden yorulmadan, büyüklerin elini öpmeden öpücük emorjinleri ile bayramlaşmak bu tür bayramlaşmalar doğal olarak bayramlaşmanın güzelliğini de  unutturduğuna şahit oluyoruz. Sosyal ağlar öyle bir hale geldi ki, sanal dünyada bayram mesajlarıyla adeta birer sevgi pıtırcığına döndü. Samimi konuşmalar samimi dostluklar sosyal ağlara takılıyor. Sonuç el sıkışmadan, birbirimizi hissetmeden, yüzlerdeki bayram tebessümlerini görmeden yapılan bayramlaşmalar. Eskiden bayramlar; dargınların barıştığı, kapıların aşındığı, kahkahaların odalardan taştığı zamanlardı. Şimdilerde ise bayram sevinci, telefon ekranındaki "beğeni" sayılarına hapsedilmiş durumda. Gerçek hayatta olan sohbetler, bayram ziyaretinde alınan tatlılar yenilen baklavalar; Akrabaların tatlı sohbetleri, aile büyüklerinin o tatlı ama uzun konuşmalarının yeri sanal alemin sahte kalpleri ile yer değişiyor. Öyle bir noktaya geldik ki, annemizin elindeki o mis gibi ev baklavasının tadını hissetmek yerine, önce fotoğrafını çekip ağa servis ediyoruz. Dokunmadan seviniyor, kucaklaşmadan "bayramlaşıyoruz". Gerçek dünyanın o sıcak dokusu, yerini cam ekranların soğukluğuna bıraktı. “Tamam”, “Tabiki”, “Anlaşıldı” gibi yüz yüze sohbetlerin yerini OK ile geçiştirmeye başladık. Samimiyet dijital ekranlarda can çekişiyor. Hatırlayın; bizim çocukluğumuzda bayram demek, mahalle aralarında koşturmak, büyüklerin dizinin dibinde "Hayırlı bayramlar" duasını beklemek demekti. Şekerlerin tadı damakta, harçlıkların heyecanı yürekteydi. Karagöz ile Hacivat tadında şenlikler, mendil içinde verilen lokumlar vardı. Ya şimdi? O güzelim "Hayırlı bayramlar, ellerinden öperim" cümlelerinin yerini, bir ok gibi kalbimize saplanan "OK" kelimesi ve ruhsuz emojiler aldı. Sevgi, bir sarı yüz simgesine indirgendi. Bahar gelmiş, çiçekler açmış, bayram sabahı kuşlar cıvıldıyor; kimin umurunda? Gençler ve yetişkinler, o görünmez dijital ağın içinde, bayramın maneviyatını değil, telefonun şarj yüzdesini takip ediyor. Sanal dünyanın o yapay mutluluk bataklığına saplandıkça, gerçek hayatın o eşsiz lezzetinden mahrum kalıyoruz. Bayramlar bizi birbirimize bağlayan en güçlü halatlardır; gelin bu halatları bir örümcek ağına kurban etmeyelim. Bu bayram, o dijital ağları yırtıp atma vakti olsun. Telefonu bir kenara bırakıp, gözün gördüğü, elin dokunduğu o gerçek dünyaya dönelim. Bir ekranın içinde eriyip gitmek yerine, bir dostun samimi bakışında, bir çocuğun bayram sevincinde yeniden doğalım. Unutmayın; hiçbir "like", bir büyüğün hayır duasından daha değerli değildir.
Eski, tozlu tavan aralarında örümceklerin kurduğu o sabır dolu tuzakları bilirsiniz.

Küçücük bir canlının, kendi cüssesinden kat kat ağır yükleri taşıyabilen o ipekten ağları nasıl bir ustalıkla ördüğüne şaşırırsınız. Örümcek sessizce köşesine çekilir; kanatlı bir canlının ağa takılmasını bekler. Ağa takılan av ağdan kurtulmak istedikçe çırpınır ve çırpındıkça ağ titreşir, titreşimler örümceğe mesaj verir. Ağa bir canlı takıldı der. Örümcek mesajı alır ağın üstünde yürüyerek avını yakalar.

Bugün, özellikle bayramlarda içine düştüğümüz dijital dünya tam da bu örümcek ağına benziyor. Ancak bu ağ bedenimizi değil, bayramın neşesini ve zihnimizi esir alıyor.

Telefonlardan matbu formunda resimli bayram mesajları, herkese bir iki tuşa basarak gönder. Oturduğun yerden yorulmadan, büyüklerin elini öpmeden öpücük emorjinleri ile bayramlaşmak bu tür bayramlaşmalar doğal olarak bayramlaşmanın güzelliğini de  unutturduğuna şahit oluyoruz. Sosyal ağlar öyle bir hale geldi ki, sanal dünyada bayram mesajlarıyla adeta birer sevgi pıtırcığına döndü. Samimi konuşmalar samimi dostluklar sosyal ağlara takılıyor. Sonuç el sıkışmadan, birbirimizi hissetmeden, yüzlerdeki bayram tebessümlerini görmeden yapılan bayramlaşmalar.

Eskiden bayramlar; dargınların barıştığı, kapıların aşındığı, kahkahaların odalardan taştığı zamanlardı. Şimdilerde ise bayram sevinci, telefon ekranındaki "beğeni" sayılarına hapsedilmiş durumda. Gerçek hayatta olan sohbetler, bayram ziyaretinde alınan tatlılar yenilen baklavalar; Akrabaların tatlı sohbetleri, aile büyüklerinin o tatlı ama uzun konuşmalarının yeri sanal alemin sahte kalpleri ile yer değişiyor.

Öyle bir noktaya geldik ki, annemizin elindeki o mis gibi ev baklavasının tadını hissetmek yerine, önce fotoğrafını çekip ağa servis ediyoruz. Dokunmadan seviniyor, kucaklaşmadan "bayramlaşıyoruz". Gerçek dünyanın o sıcak dokusu, yerini cam ekranların soğukluğuna bıraktı. “Tamam”, “Tabiki”, “Anlaşıldı” gibi yüz yüze sohbetlerin yerini OK ile geçiştirmeye başladık. Samimiyet dijital ekranlarda can çekişiyor.

Hatırlayın; bizim çocukluğumuzda bayram demek, mahalle aralarında koşturmak, büyüklerin dizinin dibinde "Hayırlı bayramlar" duasını beklemek demekti. Şekerlerin tadı damakta, harçlıkların heyecanı yürekteydi. Karagöz ile Hacivat tadında şenlikler, mendil içinde verilen lokumlar vardı.

Ya şimdi? O güzelim "Hayırlı bayramlar, ellerinden öperim" cümlelerinin yerini, bir ok gibi kalbimize saplanan "OK" kelimesi ve ruhsuz emojiler aldı. Sevgi, bir sarı yüz simgesine indirgendi. Bahar gelmiş, çiçekler açmış, bayram sabahı kuşlar cıvıldıyor; kimin umurunda? Gençler ve yetişkinler, o görünmez dijital ağın içinde, bayramın maneviyatını değil, telefonun şarj yüzdesini takip ediyor.

Sanal dünyanın o yapay mutluluk bataklığına saplandıkça, gerçek hayatın o eşsiz lezzetinden mahrum kalıyoruz. Bayramlar bizi birbirimize bağlayan en güçlü halatlardır; gelin bu halatları bir örümcek ağına kurban etmeyelim.

Bu bayram, o dijital ağları yırtıp atma vakti olsun. Telefonu bir kenara bırakıp, gözün gördüğü, elin dokunduğu o gerçek dünyaya dönelim. Bir ekranın içinde eriyip gitmek yerine, bir dostun samimi bakışında, bir çocuğun bayram sevincinde yeniden doğalım. Unutmayın; hiçbir "like", bir büyüğün hayır duasından daha değerli değildir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve samsunetikhaber3.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.