Borç Engeli Kalktı da, Faiz Cezası mı Geldi?
Borç Engeli Kalktı da, Faiz Cezası mı Geldi?
Esnaf Kefalet Kooperatifleri aracılığıyla kullanılan kredilerde vergi ve SGK borcu bulunan esnafın krediye erişimindeki engelin kaldırıldığı yönündeki haberler gündeme bomba gibi düştü.
Esnaf Kefalet Kooperatifleri aracılığıyla kullanılan kredilerde vergi ve SGK borcu bulunan esnafın krediye erişimindeki engelin kaldırıldığı yönündeki haberler gündeme bomba gibi düştü.
İlk bakışta bakarsanız şahane bir gelişme.
Çarşıda, pazarda dükkânını ayakta tutmaya çalışan birçok esnaf haklı olarak, “Nihayet sesimiz duyuldu, borcumuz olsa da önümüz açıldı” diye sevindi.
Amma velakin… İşin bir de görünmeyen, yazılmayan tarafı var.
Kulislerden ve kamuoyuna yansıyan detaylardan öğreniyoruz ki; vergi ve SGK borcu olmayan esnaf %20 faiz oranıyla kredi kullanırken, borcu bulunan esnaf için bu oran %24 olarak uygulanacak.
Yani kamu yetkilileri diyor ki: “Kredi kapısını tamamen kapatmıyoruz ama borcun varsa bedelini daha yüksek faizle ödersin.”
Şimdi durup sormak gerekiyor:
Bu durumda değişen tam olarak nedir?
Düne kadar vergi borcu olan esnafa neredeyse yollar kapanıyordu, bugün ise “geçebilirsin ama giriş ücreti zamlı” deniyor.
Elbette krediye erişebilmek bir kolaylıktır fakat zaten borç yükü altında ezilen, siftah yapmakta zorlanan adama daha yüksek faiz yüklemek ne kadar hakkaniyetlidir?
1,5 Milyon Lirada %4 Fark az mı?
Meseleyi somutlaştıralım; 1 milyon 500 bin lira kredi kullanacak iki esnafı yan yana koyalım. Birinin devlete tek kuruş borcu yok, %20 ile çekiyor, diğeri ise ekonomik sıkıntılardan ötürü vergisini, SGK primini aksatmış olduğunda %24 ile çekmek zorunda kalıyor.
Aradaki fark yıllık net 4 puan!
Kaba bir hesapla bile 1,5 milyon liranın %4’ü ilk yılda tam 60 bin lira ekstra maliyet demek.
Geri ödeme planına, vadeye ve taksit yapısına vurulduğunda bu rakam daha da katlanacak.
“Canım %4’ten ne çıkar?” demek kolaydır; ama o dükkânın kirasını, elektrik faturasını düşünen esnaf için o 60 bin lira az para değildir.
Esnaf Kefalet, Maliyenin Tahsilat Bürosu Mudur?
Kamu alacaklarının toplanması elbette devletin hakkıdır, buna kimse itiraz edemez.
Fakat burada sormak lazım: Esnaf Kredi ve Kefalet Kooperatiflerinin asıl varlık sebebi nedir?
Ticaret Bakanlığı’nın da tanımladığı üzere bu kooperatiflerin temel işlevi; küçük işletmelerin finanse edilmesini sağlamak, krediye erişimini kolaylaştırmak ve onlara kefil olmaktır.
Peki, o halde neden Esnaf Kefalet sistemi, Maliye veya SGK’nın borç tahsilat mekanizmasına dönüştürülüyor?
Bu kurumlar esnafı yaşatmak için mi var, yoksa alacaklı kurumların sopası olmak için mi?
Diğer Bankalarda Durum Neden Farklı?
Gelelim bir diğer çelişkiye...
Özel veya ticari bankalardan kredi çekerken vergi/SGK borcu her zaman karşınıza bu derece bir duvar olarak çıkmaz.
Banka kendi risk analizini yapar, teminatını alır ve krediyi verir.
Esnaf Kefalet kredileri ise bünyesinde Hazine faiz desteği barındıran özel bir yapıdır.
Kamu, “Desteği ben veriyorsam kuralı da ben koyarım” diyebilir.
Ancak tam da burada durup düşünmek gerekir; madem amaç esnafı sübvanse etmek ve ayakta tutmak, o halde desteğe en çok ihtiyacı olan borçlu esnafa neden daha ağır bir yük bindiriliyor?
Anadolu’da çok güzel bir laf vardır: “Yaptın bir hayır, tut bacağından ayır.”
Bir esnaf vergi veya SGK borcu biriktirdiyse; bunu keyfinden değil, mal almak, kira ödemek, personel maaşını aksatmamak ve dükkânın kapısına kilit vurmamak için yapmıştır.
Siz bu adama, “Krediyi veririm ama borçlusun diye pahalıya satarım” derseniz, onu desteklemiş mi olursunuz, yoksa cezalandırmış mı?
Bugünün borcunu kapatmak için daha yüksek maliyetli kredi çeken esnaf, yarın daha büyük bir borç batağına saplanmayacak mı?
Günün sonunda, borçlu esnafa kredi yolunun açılması görünüşte olumlu bir adımdır.
Ancak esnafın cebinden çıkacak paraya bakmadan bu düzenlemeye “müjde” demek imkânsızdır.
Kredi kapısını açıyorsanız gerçekten açın; borçlu esnafın önüne %4’lük yeni bir faiz duvarı örmeyin.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

