Elhamdülillah biz Müslüman’ız ve ülkemiz de İslâm ülkesi. Veya en azından dünya kamuoyunda böyle biliniyor. Öyle olunca her şeyin inanç yapımız ile birebir uygun olması gerekir.
Hem her fert ve hem devlet olarak her türlü eylemlerimizin inanç değerlerimiz ile birebir örtüşmesi icap eder. Eğer kendimizi Müslüman olarak kabul ediyorsak buna son derece özen göstermeliyiz. Aksi takdirde farkında olmadan İslam'ın izzet ve şerefine zarar veririz ve iğneden ipliğe her şeyin sorulacağı hesap gününde bunun hesabını veremeyiz.
Bugün Müslümanlar olarak İslâm inancına en büyük ihaneti; sözü ile özü çelişkili arz eden bizler yapıyoruz. Özellikle siyasi alanda Müslüman kişiliği ile siyaset yapanların zamana, zemine, şartlara ve yerine göre yalan söylemeleri, rakibe çamur atmaları ve hatta iftiraya varan karalamalar; İslam'ı bilmeyenler nezdinde Müslümanların itibar kaybına neden oluyor. Hâlbuki hem ferdi alanda ve hem devlet olarak insanlara güzel örnek olmak zorundayız. Ama, istisnalar dışında iktidar ve muhalefetin, siyasetin amacının tam aksine topluma ve dünyaya çok kötü örnek olduklarını söylemek abartılı olmayacak.
_ Yolsuzluktan tutuklanan kamu görevlileri,
_ Görevden alınan seçilmiş belediye başkanları,
_ Ceza almaktan kurtulmak için iktidar tarafına sığınan seçilmişler ve
_ Suçluların sığınağı haline gelmiş iktidar,
Ülkemizde siyasetin ne kadar kokuşmuş olduğunu gösteriyor.
Bunlara bir de kamuoyu vicdanını yaralayan;
*Adaletin siyaset ile olan ilişkileri,
*Seçilmişlerin eski eşlerini bomboş ortada bırakıp eş değiştirmeleri ve
*Benzeri nefsani eylemler katılınca siyaset ve siyasetçinin seviyesi ortaya çıkıyor.
Kişisel ihtirasları uğruna; temel amacı dürüstlük ve güzel örnek oluşturmak olan siyaseti kokuşturan kişilerin ve bu yanlışları görerek ve bilerek destek verenlerin bunların hesabını verebileceklerine inanmıyorum.
Allah'ın (c.c.); kendisini Müslüman olarak tanımlayan herkesi, nefsinin esiri olmaktan kurtarması ve hesap gününde razı olduğu tarafta bulundurması dua ve dileklerimle.
