Geçmiş ile günümüz insanını karşılaştırınca; geçen zaman, yaşanan onca olay ve insanlık adına edinilen tecrübelere rağmen insan fıtratının değişmediği görülüyor.
İnsan bin sene önce neyse şimdi de aynı. Bu gerçeğe işaret etmek üzere Abdülkadir Geylani Hazretlerinin bundan 876 sene önce, 1150 yılında yaptığı sohbetinden bazı kesitleri almak istiyorum. Kaynak; İlahi Armağan olarak dilimize tercüme edilen, Fethürrabbani.
*Allah'a dayanın. Her kim ki, kendi gibi bir yaratılmışa dayanır; o elini suya açık daldırıp kapalı çeken kimse gibidir ki eline bir şey geçmez.
*Bir kimse Allah'a dayanırsa kopmaz halkaya yapışmış olur.
*Yazık sana, kullar sana ne kadar yardım edebilir? O da dünyada. Ahirete gidince hepsi senden yüz çevirir.
*Sana Hak ile sohbet gerekir. O senden yüz çevirmez.
*Allah'a teslim olmuş iman sahibi, O' ndan başka hiçbir şeye güvenmez, boyun eğmez.
*Ey altına gümüşe güvenen, yakında onlar elinden çıkacak; sana cezası kalacak, onları harcadığın yerler sorulacak.
*Dünya sultanları halkın çoğuna put oldu.
*Dünyada zenginlik, afiyet halı, güç, kuvvet, her biri birer ilah oldu.
*Yazıklar olsun size, dala tutundunuz kökü bıraktınız. Hâlbuki asıl olan köktür
*Rızka muhtaç olanı rızık veren olarak tanıdınız.
*Kulu efendi bildiniz, gücünüzü kavi sandınız.
*Artık sizinle olamam. Ben sizden uzakta, selamet düzlüğündeyim."
Görülüyor ki; Allah'ın (c.c.) razı olacağı şeylere arka dönüp kullardan yardım bekleme hastalığı o gün ne ise bugün de aynı çizgide devam ediyor. Sadece dünya çıkarı için kula kul olanlar ile onların ilah kabul ettikleri putların isimleri değişiyor hepsi o kadar.
Halbuki; nimetlerin sahibi, onları veren ve kulları arasında taksim eden Allah'tır. (c.c.). İnsanın O'ndan başkasından medet umma ihtiyacı; Allah'a (c.c.) hakiki anlamda teslim olmamak gibi itikadı hastalıktan kaynaklanıyor. İşte burada onurlu, şerefli ve saygın bir ömür için Allah'a (c.c.) hakiki anlamda kul olmanın ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Hazretin bu sözlerinden ve günümüzde yaşanan olaylardan; Allah'a (c.c.) kul olmayı beceremeyen kişilerin; makamı, mevkii ve dünyevi diğer kazanımları ne olursa olsun, kula kul olmaktan kurtulamadıkları ortaya çıkıyor.
Allah'ın (c.c.); kendisini Müslüman olarak tanımlayan herkesi kula kul olma hastalığından koruması dua ve dileklerimle.
