Yeni Osmanlıya Dönüş
Yeni Osmanlıya Dönüş
Bilge liderimiz (?), buyurmuş ki; “Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız net.”
Bilge liderimiz (?), buyurmuş ki; “Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız net.”
Eklemiş: “Siyaset, temel ve mecburi derstir. Bizim çamur zihniyetlere yüzümüz dönük kapımız süngülüdür. Az ve öz söyleyip hafızalarda derin anlamlar bırakacak maharete sahip olmak lazım.”
Karar dediği “yeni açılım politikası”…
“Çamur zihniyetler” dediği: “açılım politikası”na katılmayıp eleştirenler…
Çamur ifadesinden alındın mı derseniz: “Iııhhhh!”
Çamurdan yaratıldığımıza inananlardanız. Aslımız biraz toprak biraz su.
Eyvallah! Sırrı, toprak ve suda ararız.
Ne demişti, destanların üstadı Gençosmanoğlu?
“Tanrı Kut Mete Çağı'ndan,
Son Peygamber kucağından,
Hacı Bektaş ocağından,
Açık bize sır meydanı.”
Aynı şiirin devamında diyor ki:
“Çabuk söner şişirdiğin
Soya çeker devşirdiğin...
Kırk Bismillahla girdiğin
Meydan, şimdi kir meydanı.”
Önce kendi soyumu açıklayayım: Baba tarafım Kayı-Karakeçili, Anne tarafından dedem Yazır, Nenelerim kardeş ve Kırım Tatarı.
Yani ki ben, öz be öz Türk’üm. Anadolu Türküyüm.
İnanç ve dünya görüşü olarak Yunus Emre çizgisindeyim ve Yesevî’ye bağlıyım.
Kısacası, sır meydanında özümü bulanlardanım.
…
Ya siz? Esen rüzgara göre istikamet değiştiren güller…
Sizin özünüz, soyunuz sopunuz nedir?
Basında hakkınızda sayısız iddialar ortaya atıldı. Hiç birine cevap vermediniz.
İsim vermeden iddiaları özetleyeyim. Herkes istediği gibi anlasın.
Birinizin dedesinin, İstiklal Savaşımız sırasında ayrılıkçı hareket yürüten eşkıya, annesinin Gürcü Yahudisi, hanımının Pakrudinilerden olduğu yazılıp çizilmekte…
Yörük olduğunu iddia eden bir diğerinin aslen Güneydoğu’dan geldikleri ve soylarında bol miktarda Ermeni karışması bulunduğu, dahası Kürtçü hareketin önde gelenlerinden birçoğu ile akrabalıkları bulunduğu yazılıp çizilmekte. En son gittiği Güneydoğu’da aslını açıkladı.
Bir diğeri, suyun öte tarafından geldiklerini söylemekte ve kendisinin Ege’deki bir ilimizde yetiştiğini belirtmekte.
Ancak babasının Ege’de başka bir ile bağlı köyde yerleştirildiği; bilahare il değiştirdiği anlatılmakta. Ne genel başkanın soy geçmişinden, ne de köyün isminden bahsedilmemektedir.
Yeni başkan olduğu aylarda, ortak dostumuz olan bir basın mensubu vasıtasıyla sorularımı kendisine ilettik. Ne cevap ne açıklama yaptılar.
“Sükut ikrardan gelirmiş”.
Ve dahi…
“Her gizlilik soru işaretlerine gebedir.”
Ülkücü ve eski genel başkan olan bir diğeri de suyun öte tarafından geldiğini iddia ediyordu. (Göçmen veya muadil)Ancak Güneydoğu’ya yaptığı bir gezide, dedesinin Güneydoğu’dan (aynı ilden) Selaniğe göçmen gittiklerinden bahsetti. Oranın eski belediye başkanı yaptığı açıklamada “youtube”da yaptığı açıklamada bahsedilen göç-iskân olayında sadece Ermenilerin iskâna tabi tutulduklarını söyledi. Yani, bizim eski ülkücü ve eski genel başkanın Ermeni kökenli olduğu ortaya çıktı.
Yani ki,
Rahmetli Atatürk bugünleri yüz yıl öncesinden görmüş ve demiş ki: “Aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!”
Öyle olduğu içindir ki Şeyh Sait’ten, Seyit Rıza’dan, İskilipli’den, Ali Kemal’den kahramanlar yaratmaya çalışanlar; “haine hain” diyenleri cezalandırmaktadır.
Uzun lafın kısası: “aynı delikten ikinci kere sokuluyoruz.”
Bu halimizle, ne Müslümanlığa, ne de Atatürk’ün emanetine layığız.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

