Milli Maç Sonu Ortaya Çıkanlar Yorumcu Değil Şovmen
Milli Maç Sonu Ortaya Çıkanlar Yorumcu Değil Şovmen
Türk Milli Takımı'nın aldığı her yenilgiden sonra ülkemizde değişmeyen bir gelenek var; maç biter bitmez herkes teknik direktör, herkes futbol uzmanı, herkes savcı kesiliyor, üstelik futboldan anlayanda anlamayan da bunu yapıyor.
Türk Milli Takımı'nın aldığı her yenilgiden sonra ülkemizde değişmeyen bir gelenek var; maç biter bitmez herkes teknik direktör, herkes futbol uzmanı, herkes savcı kesiliyor, üstelik futboldan anlayanda anlamayan da bunu yapıyor.
Daha düne kadar göklere çıkarılan futbolcular, bir mağlubiyetin ardından yerin dibine sokuluyor.
Milli formayı gururla taşıyan gençler, Sanki sahaya çıkanlar bu ülkenin çocukları değilmiş gibi, sosyal medyada ve ekranlarda acımasızca hedef gösteriliyor.
Elbette eleştiri olacak. Futbolun doğasında bu var.
Yanlışlar konuşulacak, eksikler tartışılacak, ancak eleştiri ile infaz arasında büyük bir fark vardır.
Maç öncesinde "Bu takım harika", "Bu jenerasyon tarih yazacak" diyenlerin, maç sonrasında "Bunlardan hiçbir şey olmaz" demesi aslında futbol bilgisi değil, fırsatçılıktır.
Sonuca göre konuşmak kolaydır, asıl zor olan, kötü günde de akılcı ve adil kalabilmektir.
Milli takım forması bir kulüp forması değildir.
Milli takımda oynayan futbolcular farklı şehirlerden, farklı takımlardan gelseler de aynı bayrağın altında mücadele ederler.
Onlar kaybettiklerinde en az bizim kadar üzülüyor, hatta çoğu zaman daha fazlasını yaşıyorlar.
Ne yazık ki bazı yorumcular reyting uğruna öfkeyi körüklüyor.
Yapıcı analiz yerine sert yorumlar yapıyorlar.
Çünkü sakin bir değerlendirme ilgi çekmiyor; öfke, suçlama ve linç daha fazla ilgi çekiyor.
Özellikle ekranlarda yorumculuktan ziyade şovmenlik yapan bazı hakem eskileri ve futbolcu eskileri var.
Her haltı bildiklerini sanırlar, teknik direktörü yerden yere vururlar, o gencecik futbolcuları gereğinden fazla eleştiriler.
Sanki geçmişte kendileri birkaç defa dünya kupasını ya da Avrupa şampiyonluğu kupasını havaya kaldırmışlar gibi havalarından geçilmez.
Hele o hakem eskileri yok mu?
Geçmişte yönettikleri maçlara baksanız neredeyse bir tane hatasız yönettikleri maç yok şimdi televizyonlarda ahkâm kesiyorlar.
Arkadaş o kadar futbolu biliyorsanız geçin bir takımın başına görelim sizleri de!
Alın bir takımı Avrupa’da şampiyon yapın en azından bir final oynatın.
Ama onlar da bu yürek yoktur, onlar işin kolayını bulmuşlar, ayda üç beş kuruş maaşla birilerini karalamaktan başka bir işe yaramazlar.
Elbette içlerinde yapıcı eleştiri yapanlar var ama bana göre birçoğu televizyon soytarısı.
Bu futbolcu ve hakem eskitmeleri gerçekten mili takımı ve bu ülkeyi düşünseler, önlerin de daha iki maç olan bu gençlerin morallerini bu kadar ağır eleştiri yaparak bozmazlar.
Oysa büyük futbol ülkeleri başarısızlık anlarında bile takımlarının arkasında durmayı bilirler.
Hataları konuşurlar ama insanları harcamazlar.
Bizde ise bir maçla kahraman yaratıp, bir sonraki maçta aynı kişiyi suçlu ilan etmek alışkanlık haline gelmiş durumda.
Milli Takım bugün kaybetmiş olabilir, ancak asıl kaybeden, her mağlubiyette umudunu kaybeden, sabrını kaybeden ve kendi değerlerini kolayca harcayan futbol kültürüdür.
Kazanınca alkışlamak ne kadar kolaysa, kaybedince yanında durmak da o kadar değerlidir.
Çünkü gerçek taraftarlık sadece zafer günlerinde değil, zor günlerde de omuz vermeyi gerektirir.
Bugün ihtiyacımız olan şey öfke değil; sağduyu, sabır ve destek.
Çünkü ay-yıldızlı forma, bir maçın sonucundan çok daha büyük bir anlam taşır.
Önümüz de iki maç daha var ve ben inanıyorum ki bu gençler iki maçı da kazanarak yine ülke olarak hepimizi gururlandıracaklar.
Ola ki olmadı ve Dünya Kupası'ndan elendiler.
Tabi ki eleştiriler olacak ama hakarete varan eleştireler olmayacak insanca eleştiriler olacak.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

