İkaz veya Davet Görevi
İkaz veya Davet Görevi
Bir dostumun mağazasında; AKP ye yüklenen misyon ve bunun hayata geçirilen gözle görülür neticelerini anlatırken, sonradan müteahhit olduğunu öğrendiğim birisi "Siz böyle konuşursanız size kimse oy vermez" dedi.
Bir dostumun mağazasında; AKP ye yüklenen misyon ve bunun hayata geçirilen gözle görülür neticelerini anlatırken, sonradan müteahhit olduğunu öğrendiğim birisi "Siz böyle konuşursanız size kimse oy vermez" dedi.
Ben de "Siz bizim oy almak için mi gayret ettiğimizi sanıyorsunuz? Eğer amacımız sadece oy almak gibi basit olsaydı, devlet tarafından dört defa kapatılan ve omurgasızlar tarafından defalarca bölünen bir parti olarak tabelayı indirip, kapıları kapatmamız gerekirdi. Bizim görevimiz insanları uyarmak. Biz işimizi yapar gerisini Allah'a (c.c) havale ederiz" dedim. Milli Görüş camiası olarak birinci önceliğimizin bu olduğuna inanıyorum. İktidara gelmeyi gayet tabi ki istiyoruz. Ancak değerlerimizle iktidar olursak o zaman bu Milli Görüş iktidarı olur. Aksi takdirde "Milli Görüş kimsenin babasının malı değil" diyenlerin acınacak halleri ortada.
Bizim görevimiz; Hz. Adem (a.s) ile başlayan, peşinden gelen peygamberler ile devam eden ve sevgililer sevgilisi ile son şeklini alan Hakk merkezli milli ve manevi değerleri; eğmeden, bükmeden, tahrif etmeden gelecek nesillere aktarmaktır. Bu alanda toplumun bunu kabul edip etmemesi veya bizi dinleyip dinlememesi veyahut da bize oy verip vermemesi bizim sorumluluğumuzda olan bir şey değil. Çünkü bundan gerisi tamamen nasip meselesi.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) Ebu Cehil'i defalarca iman etmeye davet ediyor ama, bu samimi gayreti bir netice sağlamıyor. Buna karşılık, Peygamberimizi (s.a.v) pazarda gören birisi, onun kim olduğunu soruyor. Diyorlar ki, "Bu Peygamber olduğunu iddia ediyor." Adam diyor ki "Bu yüzün sahibi yalan söylemez." Defalarca davete edilmesine rağmen ve onun Peygamber olduğunu bildiği hale, inadı yüzünden Ebu Cehil'e iman nasip olmazken, birisi ilk görüşte ve daha muhatap bile olmadan iman ile şerefleniyor!
Bu davet etme şerefi, kendisini Müslüman olarak tanımlayan bizlerin üzerindeki vazgeçilmez görevdir. Dünya ve ahiret saadeti için başta din kardeşlerimiz olmak üzere toplumu ikaz etmekle görevliyiz. Dini ve siyasi sahada yanlış veya hatalı tutum ve davranışı görülen kardeşlerimize doğruyu anlatmayı vazgeçilmez görev kabul etmeliyiz. Çünkü, hesap gününde kurtuluşa erişmek, tebliğ görevini yerine getirmiş olmakla çok yakından ilgilidir. İnsanların bize kulaklarını tıkamaları bizi tebliğ görevini yerine getirme sorumluluğundan kurtarmaz. Toplumun tebliğe sırt dönmesi, kulak tıkaması tebliğ etme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Hesap gününde; "Ya Rabbi, ben bunları ikaz etmiştim" diyebilmek için tebliğ etme görevini yerine getirmek son derece önem arz eder. Her Müslüman yanlış yapan kardeşini ikaz etmek, doğru ve güzele davet etmek veya en azından yaşantısı ile topluma güzel örnek olmak zorundadır. Gerisi Allah (c.c.) ile kul arasındadır ve tamamen nasip işidir.
Allah'ın (c.c.); kendisini Müslüman olarak tanımlayan herkesi razı olduğu çizgiye getirmesi dua ve dileklerimle.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

