“Devletlum, Burası Amasya… Her Adımda Bir Evliya Mezarı Bulunur.”
“Devletlum, Burası Amasya… Her Adımda Bir Evliya Mezarı Bulunur.”
Onu ilk tanıdığımda, resmi bir ortamda olmamıza rağmen kanım kaynamıştı. Sanki o atasözü onun için söylenmişti: “Hacı hacıyı Mekke’de, derviş dervişi tekkede, deli deliyi dak(i)kada bulurmuş.”
Onu ilk tanıdığımda, resmi bir ortamda olmamıza rağmen kanım kaynamıştı. Sanki o atasözü onun için söylenmişti: “Hacı hacıyı Mekke’de, derviş dervişi tekkede, deli deliyi dak(i)kada bulurmuş.”
Şeksiz şüphesiz Anadolu adamı idi. Bulunanların neredeyse tamamının “abi” diye hitap ettiği, az ve öz konuşan, konuştuğunda sözü kesilmeyen bir kişi idi.
Sevdim ve saygı duydum.
Yıllarca yakın dost olarak yaşadık. Halen de devam ediyor. Yaşadığım sürece de devam edecek.
Yolda, inançta, davada, dünya görüşünde beraberdik. Acı-tatlı bir sürü olaylar yaşadık.
Bu süreçte, Amasya’da çok iyi bilinen bir sufî olan Rahmi Hoca ile tanışmak kısmet oldu.
O iki kişinin (İsmet ile Rahmi Hoca) üzerimdeki etkileri çok farklı yönlerde ama aynı istikamette etkileri oldu.
İsmet fıtrat olarak Melametiliğe yakın, Rahmi Hoca ise devamlı olarak “nefis mücadelesi-muhasebesi ve ibadet” yolunda idi.
İsmet, tüm ibadetlerini yerine getirmeye çalışan, tatillerinde tüm Anadolu’daki ziyaretgâhları gezip dolaşan bir kişi idi.
Temmuz ayına denk düşen bir ramazan günü, Amasya’ya gitmiştim. İsmet’le beraber Rahmi Hoca’yı ziyarete gitmeyi düşündük.
Ancak bir sıkıntı vardı. İsmet ve ben hastalıklarımız sebebiyle oruç tutamıyorduk. (Şeker, tansiyon, kalb rahatsızlıklarımız vardı). “Gitsek mi? Gitmesek mi?” diye tereddütte kaldık.
Sonuçta oruçlarımızı keyfi olarak tutmamazlık yapmadığımızı düşünerek, “anlarsa affeder” diyerek ziyarete gitmeye karar verdik.
Gittik.
Ziyaret salonunda otururken yanımıza geldi.
Kısa bir hal hatır sormayı takıben rahatsızlığından, hastanede yaptırdığı tahlillerden bahsettikten sonra lafı şeker hastalığına getirdi. Uzun uzun şeker hastalığını anlattı. Ben de bir şeyler ekledim.
Çıkarken, mutadı üzerine şekerlerimizi verdi; ayrıldık.
Hoca’nın şeker hastalığından bahsetmesini tesadüf olarak yorumladık.
İki-üç ay sonra idi.
Yine Amasya’ya gitmiştim. Yine İsmet’le Hoca’yı ziyarete gittik. Sohbet esnasında Rahmi Hoca hastalandığından bahsettiğinde, “şekeriniz nasıl? diye sordum.
Cevabı, “Bende şeker yok.” oldu.
Aynı anda bir şeyleri açık olarak anlamıştım. Hiçbir şey söylemedim/sormadım.
Rahmi Hoca, bir süre sonra hakka yürüdü. Cenazesine binlerce kişi katıldı. (Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.)
İsmet ise, son bir aydır ciddî bir rahatsızlık geçiriyor. Hastanede yatıyor.
Cenâb-ı Allah’tan şifalar; sizlerden dualar diliyorum.
Resim: İsmet Hızarcı, Rahmi Hoca (Rahmetli), Erol Urfalı (Rahmetli), Kenan Erzurumlu

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

