Cuma Hutbesi
Cuma Hutbesi
Bu haftaki Cuma hutbesinin konusu, tarihimize kara bir leke olarak geçen 15 Temmuz terör girişimi idi. Tarihe mal olmuş din adamları her zaman Hak'kın yanında yer almışlardır.
Bu haftaki Cuma hutbesinin konusu, tarihimize kara bir leke olarak geçen 15 Temmuz terör girişimi idi. Tarihe mal olmuş din adamları her zaman Hak'kın yanında yer almışlardır.
Mezhep imanımız İmam'ı Azam'ın halifenin Kadılık görev teklifini kabul etmediği için zindana atıldığı bilinmektedir. Bu duruş bizlere; bir din adamının makam ve mevki için inanç ve duruşundan taviz vermemesi gerektiğini gösterir.
15 Temmuz olayı, bu olayın öncesi ve sonrası henüz milletin hafızasında tazeliğini koruyor iken, Diyanet İşlerinin tamamen iktidara şirinlik için kaleme alınmış olan Cuma hutbesi; Diyanet İşlerinin temsil ettiği manevi kimliğe uygun düşmedi. Kaldı ki, mevcut iktidar partisinin kuruluş aşamasındaki eski resimlere bakıldığı zaman kimlerin FETÖ ile yan yana poz verdikleri görülür. İnsana;
*Bu suç örgütü mevcut iktidar tarafından desteklenmedi mi?
*Devletin kilit kadrolarına bu örgütün militanları özel yetkilerle tayin edilmedi mi?
*Özel yetki ile atanan militanlara kurşun geçirmez zırhlı araç tahsis edilmedi mi?
*Bu militanların ilk icraatları darbe sonunda hemen yurt dışına çıkmak olmadı mı?
*Türk Silahlı Kuvvetleri Genel Kurmay Başkanı, özel yetkili bu militanlar tarafından "Silahlı Çete Örgütü Elebaşısı" iddiası ile suçlanmadı mı?
*Bunlar olurken, hutbede övgüler sıralanan mevcut iktidar görevde değil miydi?
Diye sorulsa ne cevap verebilirler? Diyanet İşleri Başkanlığı makamının şeref ve haysiyeti bu kadar ucuza satılmamalı.
Prof. Seyyid Kutub'un kaleme aldığı "Fizilâl-il-Kur'an" tefsiri Mısır devleti tarafından tehlikeli görülür ve merhum idama mahkum edilir. İdam edileceği zaman Kahire Müftüsü ona Kelime'i Tevhit telkin etmek ister. Merhum ona "Sen o kelime için maaş alıyorsun, ben o kelime İçin başımı veriyorum" diye tarihi bir ders verir. Kimse diyanet görevlilerinden temsil ettikleri dinleri için baş vermelerini beklemiyor ama en azından beklenen, milleti salak yerine koymaktan vazgeçip temsil ettikleri dinin şerefine uygun hareket etmeleri ve "Emrolundukları gibi dosdoğru" olmalarıdır. Hepsi bu kadar.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

