Vizyon Kuyumcu

Aynadaki Yabancı

Gündem 14.05.2026 - 23:21, Güncelleme: 14.05.2026 - 23:21
 

Aynadaki Yabancı

Bir arkadaşım çok sıkıştığını söyledi ve benden yüklü miktarda borç para istemişti.

Eski bir dostluğun hatırına, zamanında yüklü bir parayı hiç düşünmeden arkadaşımın avucuna bırakmıştım. Paraya gerçekten sıkıştığım bir dönemde borcumu istedim bu durumu ona nezaketle hatırlattım; fakat beklediğim iade yerine kaskatı bir reddedişle karşılaştım. O an sanki damarlarımdaki kan çekildi. İçimi kaplayan o devasa öfke, parmak uçlarıma kadar tırmanan bir yumruk atma arzusuyla birleşti. Canımı yakan sadece parayı kaybetmek değildi; en saf duygularımla kandırılmıştım, güvenimin kurbanı olmuştum. Günlerce uykuyu kendime haram ettim. Bu haksızlık yapanın yanına kâr kalmamalıydı; o kaçtıkça ben bilendim, o sustukça ben daha da hırslandım. Artık mesele borç değil, içimi kavuran bir intikam davasıydı. Bir gün bu nefretle aynanın karşısına dikildim. Ayna, o güvenimi boşa çıkaran "eski dostum" gibi değildi; ne yalan biliyordu ne de gerçekleri maskelemeyi. Bakışlarımı kendime diktiğimde, karşımda bir yabancı gördüm. Gözlerinden öfke saçılan, hiddetten soluğu kesilen, ruhu kinle zehirlenmiş karanlık bir suret... O an çok acı bir gerçeği fark ettim: O kişi attığı kazıkla bana sadece bir kez zarar vermişti. Bense o parayı geri alma hırsıyla, kendime ondan çok daha büyük bir hasar veriyordum. O benden sadece paramı çalmıştı; bense bu hırs uğruna sağlığımı, huzurumu ve vaktimi feda ediyordum. Zihnim, her gün nefret ettiğim o sahneleri bana zorla izleten bozuk bir film makinesine dönüşmüştü. Kendi ellerimle onun seviyesine inmiş, onun karanlığına bürünmüştüm. Bende olan kin ve intikam hırsı benim içimi kemiren bir bağımlılığa dönüşmüştü. Bu farkındalıkla birlikte durdum. Kararımı verdim: Uğradığım bu haksızlığı, kendi gelişimim için bir basamağa dönüştürecektim. En büyük galibiyet ve en gerçek intikam bu olacaktı. İlk iş olarak o "dolandırılma" hikâyesini zihnimin başköşesinden indirip çöpe attım. Öfke ve nefretimin vahşi bir nehir gibi beni yıkıp geçmesine izin vermekten vazgeçtim. O hırçın akıntının önüne setler çektim ve o devasa enerjiyi kendi hayatımı aydınlatacak bir güce dönüştürdüm. Artık pasif bir mağdur değildim; o karanlık duyguları birer yakıt olarak kullanıp hayatımın direksiyonuna bizzat geçtim. İntikam hırsıyla başkasına zarar vermeye kalkmak, mayınlı bir arazide körü körüne yürümekmiş; her an kendi sonunu hazırlayabilirsin. Ben o mayınları temizleyip orayı bir gül bahçesine dönüştürmeyi seçtim. Kaybedilen paranın çok daha fazlasını dürüstçe çalışarak yeniden kazandım. En büyük zaferim ise o karanlık çukurda boğulmak yerine kendi zirveme tırmanmak oldu. Yıllar sonra bugün, her açıdan huzurlu bir hayata sahibim. Beni mağdur eden o kişiye ne mi oldu? Duyduğuma göre aynı karanlık yolda yürümeye devam etmiş ve sonunda kendi kazdığı kuyuya düşmüş. Artık utancından kimsenin yüzüne bakamaz haldeymiş. Anladım ki bizzat hesap sormama gerek kalmamış. Hayat kendi oyununu oynamış, benim o günkü öfkemle verebileceğimden çok daha ağır bir ders vermiş. İlahi adalet, her zaman olduğu gibi en doğru zamanda en net hamlesini yapmış.  
Bir arkadaşım çok sıkıştığını söyledi ve benden yüklü miktarda borç para istemişti.

Eski bir dostluğun hatırına, zamanında yüklü bir parayı hiç düşünmeden arkadaşımın avucuna bırakmıştım. Paraya gerçekten sıkıştığım bir dönemde borcumu istedim bu durumu ona nezaketle hatırlattım; fakat beklediğim iade yerine kaskatı bir reddedişle karşılaştım.

O an sanki damarlarımdaki kan çekildi. İçimi kaplayan o devasa öfke, parmak uçlarıma kadar tırmanan bir yumruk atma arzusuyla birleşti. Canımı yakan sadece parayı kaybetmek değildi; en saf duygularımla kandırılmıştım, güvenimin kurbanı olmuştum. Günlerce uykuyu kendime haram ettim. Bu haksızlık yapanın yanına kâr kalmamalıydı; o kaçtıkça ben bilendim, o sustukça ben daha da hırslandım. Artık mesele borç değil, içimi kavuran bir intikam davasıydı.

Bir gün bu nefretle aynanın karşısına dikildim. Ayna, o güvenimi boşa çıkaran "eski dostum" gibi değildi; ne yalan biliyordu ne de gerçekleri maskelemeyi. Bakışlarımı kendime diktiğimde, karşımda bir yabancı gördüm. Gözlerinden öfke saçılan, hiddetten soluğu kesilen, ruhu kinle zehirlenmiş karanlık bir suret...

O an çok acı bir gerçeği fark ettim: O kişi attığı kazıkla bana sadece bir kez zarar vermişti. Bense o parayı geri alma hırsıyla, kendime ondan çok daha büyük bir hasar veriyordum. O benden sadece paramı çalmıştı; bense bu hırs uğruna sağlığımı, huzurumu ve vaktimi feda ediyordum. Zihnim, her gün nefret ettiğim o sahneleri bana zorla izleten bozuk bir film makinesine dönüşmüştü. Kendi ellerimle onun seviyesine inmiş, onun karanlığına bürünmüştüm. Bende olan kin ve intikam hırsı benim içimi kemiren bir bağımlılığa dönüşmüştü.

Bu farkındalıkla birlikte durdum. Kararımı verdim: Uğradığım bu haksızlığı, kendi gelişimim için bir basamağa dönüştürecektim. En büyük galibiyet ve en gerçek intikam bu olacaktı.

İlk iş olarak o "dolandırılma" hikâyesini zihnimin başköşesinden indirip çöpe attım. Öfke ve nefretimin vahşi bir nehir gibi beni yıkıp geçmesine izin vermekten vazgeçtim. O hırçın akıntının önüne setler çektim ve o devasa enerjiyi kendi hayatımı aydınlatacak bir güce dönüştürdüm. Artık pasif bir mağdur değildim; o karanlık duyguları birer yakıt olarak kullanıp hayatımın direksiyonuna bizzat geçtim.

İntikam hırsıyla başkasına zarar vermeye kalkmak, mayınlı bir arazide körü körüne yürümekmiş; her an kendi sonunu hazırlayabilirsin. Ben o mayınları temizleyip orayı bir gül bahçesine dönüştürmeyi seçtim. Kaybedilen paranın çok daha fazlasını dürüstçe çalışarak yeniden kazandım. En büyük zaferim ise o karanlık çukurda boğulmak yerine kendi zirveme tırmanmak oldu.

Yıllar sonra bugün, her açıdan huzurlu bir hayata sahibim. Beni mağdur eden o kişiye ne mi oldu? Duyduğuma göre aynı karanlık yolda yürümeye devam etmiş ve sonunda kendi kazdığı kuyuya düşmüş. Artık utancından kimsenin yüzüne bakamaz haldeymiş.

Anladım ki bizzat hesap sormama gerek kalmamış. Hayat kendi oyununu oynamış, benim o günkü öfkemle verebileceğimden çok daha ağır bir ders vermiş. İlahi adalet, her zaman olduğu gibi en doğru zamanda en net hamlesini yapmış.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve samsunetikhaber3.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.