Akrebin Kuyruğu
Akrebin Kuyruğu
Bir sosyal ortamda veya bir topluluk içindeyken birinin size yönelik sarf ettiği nahoş bir ifade, anında savunma mekanizmalarınızı harekete geçirebilir.
Bir sosyal ortamda veya bir topluluk içindeyken birinin size yönelik sarf ettiği nahoş bir ifade, anında savunma mekanizmalarınızı harekete geçirebilir.
Bu durumda sessiz kalıp "lafın altında kalmak" düşüncesi sizi huzursuz eder; zihniniz adeta bir savaş alanına döner ve o kişiye haddini bildirmek için yoğun bir istek duyarsınız.
Eğer size yapılan terbiyesizliğe karşı bir karşılık verirseniz sizin kendi üzerinizdeki hakimiyetinizi kaybetmenize yol açar, aslında bu durum bir mağlubiyet ilanıdır. Birisi size kaba bir söz söylediğinde veya haksızlık yaptığında kontrolsüzce öfkeye kapılıyorsanız, iradenizin anahtarlarını gümüş tepside o kişiye uzatmışsınız demektir.
Bunu şöyle açıklayayım; Yaz ayındasınız ve çimenlerin üstünde çıplak ayakla yürüyorsunuz, yürürken birden çimenlerin üzerinde olan akrebi fark etmediniz akrep bir anda geldi ayağınızı soktu ve kuyruğundaki zehri ayağınıza boşalttı. O an yapmanız gereken en mantıklı şey nedir? Olabildiğince hızlı bir şekilde akrep ayağınızı nereden soktu ise zehir yayılmadan zehirin kanda dağılmasını engellemek veya hastaneye gitmektir. Öyle değil mi? Ama siz bunu yapmak yerine sizi sokan akrebin peşine takılıyor, "Beni neden soktun? Bunu hak etmedim." diyerek doğası sokmak olan bir canlıdan açıklama bekliyorsunuz. Ondan bir özür umuyor ve bu sırada zehrin vücudunuzda yayılmasına izin veriyorsunuz.
Öfke patlaması aynen akrebin sizi sokması gibidir. Zehir yayılmaya devam eder ama siz o kişi ile tartışmaya devam edersiniz. Karşınızdaki kişi bir fitili ateşler ve siz yanmaya başlarsanız, eyleminizin öznesi siz değil, o kişi olur.
Bir iş toplantısında olduğunuzu düşünün ve toplantıda bir kişinin tüm ekibin önünde başarınızı küçümseyen, iğneleyici bir yorum yaptığını hayal edin. Eğer o an yüzünüz kızarır, sesinizi yükseltir ve savunmacı bir tavırla tartışmaya girerseniz, aslında o kişinin sizin için kurduğu tuzağa düşmüş olursunuz.
O saniyeden itibaren profesyonel imajınızı, o günkü motivasyonunuzu ve zihinsel huzurunuzu belirleyen kişi siz değil, o zehirli cümleleri kuran kişi olur. Yani o kişi sizi sokmuş ve zehir vücutta yayılmaya başlamış demektir. O, görünmez bir kumandayla sizin duygu dünyanızı yönetmeye başlamıştır. Gerçek özgürlük; bu provokasyonu bir gürültüden ibaret görüp, kendi nezaketinizi ve odak noktanızı bozmadan "Teşekkürler, bunu değerlendireceğim," diyerek konuyu kapatabilmektir. Duygusal anahtarınızı bir başkasının cebine koymadığınızda, kimse sizin huzurunuzun kapısını rızanız dışında açamaz.
Unutmayınız; dış dünyada olup bitenler ne olursa olsun, verdiğiniz yanıt önemlidir ve verdiğiniz yanıtla o kişi ile aranıza mesafe koyarsınız. Bu mesafe, insanın hayvani dürtülerinden sıyrılıp "insan" olduğu yegâne yerdir.
Gerçek otorite, bağırıp çağırmakla değil, dışarıdaki fırtınaya rağmen içerideki sükuneti korumakla tesis edilir.
Gerçek güç, en ağır tahrikler karşısında dahi soğukkanlılığını yitirmemektir. Bilge bir insan hakaretlere yalnızca gülümseyerek yoluna devam etmesi sonucu, saldırganın tüm silahlarını elinden alır. Cevapsız kalan her saldırı, bir süre sonra sahibinin elinde patlayan bir düzeneğe dönüşür. Siz istifinizi bozmadıkça, kötü niyetli kişi kendi öfkesinin ateşinde mahsur kalır ve tıpkı köşeye sıkışan bir akrep gibi, kendi zehriyle kendi sonunu hazırlar.
Sadece dürtülerine esir olanlar tepki verirler; kendi ruhuna hükmedenler ise yanıtlarını seçerler. Hayatın size fırlattığı taşları tutup geri atmak yerine, o taşlarla kendinize sarsılmaz bir karakter kalesi inşa etmek gerçek bilgeliktir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

