Akıl Ölçeğinde, Mitoloji, Din, Bilim: I
Akıl Ölçeğinde, Mitoloji, Din, Bilim: I
Mitolojinin kaynağı, inançlar ve sosyal yaşamın getirdiği değer yargılarıdır. Kökeni sözlü anlatımladır.
Mitolojinin kaynağı, inançlar ve sosyal yaşamın getirdiği değer yargılarıdır. Kökeni sözlü anlatımladır.
Nesilden nesile kısmen değişerek gelen bilgiler, yazının keşfinden sonra belegelenmiş olsalar da, zaman içerisinde değişikliklerin olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Yalnız başına tarih, mitolojileri açıklamakta yetersiz kalır. Keza “dinler tarihi” de, çok geniş bir coğrafyadaki mitolojilerin dini bilgilere benzerliklerini açıklamada yetersizdir.
Günümüzde bazı araştırıcılara göre, gerçek bir mitolojinin dinle doğrudan doğruya hiç ilgisi olmadığı ve tabiat ile ilgili olduğu ifade edilmesine karşılık; mitolojinin dinî inançlarla ilgili olduğu görüşü de yaygındır. Nitekim, birbirinden çok farklı zamanlarda ve çok uzak coğrafyalarda ortaya çıkmasına karşılık birbirlerine tamamen benzeyen mitlerin varlığı bu düşünceyi desteklemektedir.[1]
Keza günümüzde “tarih yazı ile başlar” tezi çürütülmüştür. İki yüz bin yıllık homo sapiens tarihinde “son 3.500 yılı kapsayan yazılı tarih” gerçekleri açıklamakta yetersiz kalmıştır. Sadece yazı olarak, “Naacal veya Yukon tabletleri”, “Orta Asya’daki ve Avrupa’daki Runik Alfabe ile yazıtlar”ın açıklanması zordur.
Günümüz tarih bilimi için, “tarihe yardımcı olan bilimler” olarak, “coğrafya, arkeoloji, paleografya (eski yazıların okunması), epigrafya (kitabelerin okunması), sosyoloji, antropoloji, etnografi, filoloji” gibi bir çok bilim dalı değerlendirilmekte; yazılı ifadelerle bulunan bilgiler, söz konusu bilim dallarının bilgileri ile çeliştiğinde, yeniden değerlendirmeler zorunlu olmaktadır.
Mitoloji-Din ilişkisini ilerleyen bölümlerde tekrar alcağız. Bu gün sadece “Yaratılış ve Türeyiş” destanlarının dinle (bilhassa İslâm ile) benzerliklerini tartışacağız.
Yaratılış ve Türeyiş Destanı
Binlerce yıl öncesine dayanan “Yaratılış ve Türeyiş” destanımızda, dünyanın tamamen su ile kaplı olduğundan ve Tanrı Kayrahan’ın (Karahan) yalnızlıktan sıkılarak Erlik’i kendisine arkadaş olarak yarattığından; bilahare diğer ruhları yarattığından bahsedilir. Mitolojiye göre, Kayrahan, bilahare çamurdan (toprak ve su) hem dünyayı şekillendirmiştir. En son olarak da kamış veya söğüt dallarından yarattığı iskeletin üzerini çamurla kaplayarak insanı yaratmıştır.
Tanrı, yarattığı insanın kulağına üfleyerek akıl; burnuna üfleyerek ruh vermiş; böylece insan, diğer yarattıklarının önünde daha üstün hale gelmiştir.
Bu anlatı, Verbitskiy’in derlediği Altay “Yaratılış Destanı”nda şöyle geçmektedir.
“Mand-ı Şire’den[2] başka, kemikleri kamıştan,
Yedi kişi yarattı etleri de topraktan
Nefesiyle üfledi, tuttu kulaklarına,
Yedi insanın hemen, can geldi ruhlarına.
Tuttu burunlarını bir dahacık üfledi,
Akıl verdi insana ruha akıl ekledi.”
İnsanı kıskanan Erlik, Tanrı Kayrahan’a isyan etmesi üzerine, Karahan onu yerin altına göndermiştir.
Dünya, Tanrı tarafından yedi günde yaratılmıştır. Akabinde çamurdan insan yaratarak burnuna üfleyip aklından ve ruhundan parçalar vermiştir. “Kendisinin ateşten, insanın ise çamurdan yaratıldığını” ileri süren şeytan’ın lanetlenmesi de Erlik’in cezalandırılmasıyla uyuşmaktadır.
Sümer, Babil ve İran mitolojilerinde de ilk insanın topraktan ve benzer süreçlerle yaratılıdığı anlatılmaktadır.
Kur’ân’a göre İnsanın Yaratılışı
Kur’ân-ı Kerîm’de insanın yaratılışı ile ilgili örnek ayetlerin mealleri de şöyledir:
Sa’d/71: “Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım.”
Nisa/1: “Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.”
Ve…
Üç ayette (sad 72, hicr 29 ve secde 9) Allah, insana, ruhundan üflediğini söylüyor.
Bu noktada, Cenab-ı Allah’ın yaratma gücü ile ilgili olarak akla gelen soru şudur: Cenâb-ı Allah dilediği her şeyi anında mı yaratır yoksa yaratma olayının süresi mi vardır? Diğer bir deyişle “ol” deyince her şey olur mu yoksa “olmaya mı başlar”? Cenab-ı Allah hangisini önce yarattı, bedeni mi, ruhu mu?
Cennette çamur-balçık var mı? Yoksa, Cenâb-ı Allah önce ruhu yarattı da, çamurdan bedenleşmesini Arafat’ta mı gerçekleştirdi?
Cenâb-ı Allah, Dünya’yı niye bir anda değil de altı günde yarattı?
Niçin bazı yarattıklarını maymuna veya domuza çevirdi? (Bakara/65, Maide/60)[3]
Yasin/82’nin anlamı olarak meallerde bizlere nakledilenler, ayetin tam karşılığı mı?
Yoksa meal yazarlarının Kur’an’dan ne anladıkları mı?
“Meâl; Kur’an’ın harfiyen değil mana ve mefhum bakımından tercümesidir.”
Ne demişti, DİB?
“Mealler, yazarın Kur’an’dan ne anladıklarıdır. Kur’an’ın birebir karşılığı değildir.” Meallerde, “ayetin, yaklaşık manası kastedilir.” “Bu kelime ile yapılan çevirilerde eksik olabilir, bu anlam, âyetin, kelimenin yaklaşık manasıdır demek istenir.” Kısacası “meal”, yazarın Kur’ân’dan anladığıdır.
Şimdi geliniz Cenâb-ı Allah’ın yaratma gücünden bahseden Yasin/82’nin mealine bakalım:
Yasin/82: “Bir şey(in olmasını) istediği zaman O'nun durumu o şeye sadece "Ol!" demektir; o da hemen olmaya başlar.” Mehmet Okuyan
Araştırdığımızda, 21 mealden sadece 3’ünde benzer ifade bulunduğunu tespit ettik ifade var. (Bayraktar Bayraklı, Mehmet Okuyan, Mustafa İslâmoğlu)
Günümüzde semavî din olarak yorumlanan, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet’te ilk insanın yaratılışı konusunda benzer bilgiler bulunmaktadır.
Mitolojilerle ilahî dinlerin yaratılış anlatıları arasındaki benzerlikleri Allah’ın her topluma elçiler göndermesi dolayısıyla aynı kaynaktan bilgilendirilmiş olması gerçeğiyle açıklamak mümkün görünmektedir.
Mitoloji-din konusunda çarpıcı örneklerden ikisi de “Habil-Kabil Olayı” ve “Nuh Tufanı”dır.
İlerleyen bölümlerde tartışacağız.
Devam edeceğiz..
[1] Ayşegül HAFIZOĞLU, Mitoloji ve İlahi Dinlerde İnsanın Yaratılışı, Marifetname, 9:1, S. 217 – 244, 2022.
[2] Gök Tanrı inancında dünyanın ve insanların Erlik’e karşı korunması ile görevli ruh (melek?)
[3] Bakara/65: “İçinizden cumartesi günü (avlanma yasağını) çiğneyenleri ve bu yüzden kendilerine “Aşağılık maymunlar (gibi) olun!” dediğimizi elbette bilmektesiniz.”
Maide/60: “De ki: “Allah katında yeri bundan daha (feci olan asıl) kötülüğü size bildireyim mi? Allah’ın lanetlediği ve gazap ettiği, aralarından (ahlaken âdeta) maymunlar, domuz (gibi olan)lar ve [Tağut] (azgın) denen müşrik(ler var ya) yeri en kötü olan ve doğru yoldan tamamen sapanlar işte bunlardır.”
Parantez içindeki ifadeler yazarın ekleme yorumlarıdır.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

