8 Mart-Çiçekler ve Gizlenen Gerçekler
8 Mart-Çiçekler ve Gizlenen Gerçekler
8 Mart yaklaştığında şehirlerin çehresi değişir.
8 Mart yaklaştığında şehirlerin çehresi değişir.
Sokaklarda çiçekler satılır, sosyal medyada kadınlara yönelik güzel sözler paylaşılır, tebrik mesajları her yeri kaplar. Sanki dünya bir günlüğüne kadınlara olan sevgisini ve saygısını göstermeye çalışır.
Çiçekler, tebrikler, güzel sözler…
Herkes bugünü kadınlar için sevinçli bir bayram gibi sunar. Ancak bu güzel görüntü, kadınların gerçek hayatta yaşadığı gerçekleri gizleyemez.
Dünyanın öyle bir köşesi yoktur ki, kadınlar ve genç kızlar şiddet ve zorbalıkla karşılaşmasın. Savaşlar ise kadınların hayatında daha ağır ve daha derin izler bırakıyor. Savaş sadece yıkılmış şehirler ve harap olmuş evler demek değildir. Savaş aynı zamanda annelerin evlatlarını kaybetmesi, kadınların eşlerini toprağa vermesi ve kız çocuklarının babasız büyümesi demektir.
Bugün evladını vatana ŞEHİT vermiş anneler var- çocuklarını savaşta kaybetmiş anneler… Her gün sofrada şehit eşinin hatırası için bir tabak daha koyan kadınlar var. Şehit kızı olmaktan gurur duyan ama bir ömür baba hasretiyle yaşayan kız çocukları var.
Onlardan hangisi 8 Mart’ı eskiden olduğu gibi bekliyor?
Onlardan hangisi için bugün hâlâ sevinçli bir bayram?
Hiçbiri için.
Çünkü bu kadınlar için 8 Mart artık sadece bir bayram değildir. Bu gün onların hafızasında hatıralarla, acıyla ve kayıplarla anılan bir güne dönüşmüştür.
Aslında 8 Mart’ın ortaya çıkışı da kadınların hak mücadelesiyle ilgilidir.
1908 yılında New York’ta binlerce kadın daha iyi çalışma koşulları, eşit ücret ve seçme hakkı talebiyle sokaklara çıktı. Bu protestolar kadınların sosyal ve siyasi haklar için verdiği mücadelenin başlangıcı oldu. Daha sonra bu mücadele uluslararası alanda tanındı ve 8 Mart kadın hakları mücadelesinin sembolü haline geldi.
Zamanla ise birçok yerde sadece çiçekler ve tebrik mesajlarıyla kutlanan bir bayrama dönüştü. Oysa 8 Mart’ın özünde sadece bir kutlama değil, kadınların hakları, güvenliği ve eşitliği için verilen mücadele vardır.
Böyle bir gerçeklik içinde 8 Mart’ı sadece bir bayram olarak kutlamak ne kadar samimidir?
Çiçekler kadınların yaşadığı acıları değiştirebilir mi?
Bir gün yazılan tebrik mesajları kadınların karşılaştığı tehlikeleri ve zorlukları ortadan kaldırabilir mi?
Ne yazık ki hayır.
Dünya istatistiklerine göre her üç kadından biri hayatında en az bir kez fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz kalıyor. Bu da milyonlarca kadının hayatının korku ve acı içinde geçtiğini gösteriyor.
Savaşın olmadığı birçok ülkede bile kadınların hayatı güvenli değildir. Şiddet, tecavüz, ayrımcılık ve hak ihlalleri hâlâ milyonlarca kadının günlük hayatının bir parçasıdır.
Hatta öğretmenlik gibi kutsal bir mesleğin sahibi olan kadınlar bile bazen şiddetten korunamaz. Kimi zaman eğitim verdikleri öğrencilerin gözleri önünde saldırıya uğrarlar, kimi zaman da toplumdan ve sistemden gerekli desteği göremezler.
Bu sorun yalnızca bir ülkenin sorunu değildir. Bu, bütün dünyanın sorunudur.
Kadın sadece toplumun bir üyesi değil, onun manevi dayanağıdır. Kadın ailenin birliğini korur, gelecek nesilleri yetiştirir ve toplumun gelişimine katkı sağlar. Tarih boyunca kadınlar yalnızca aile içinde değil; bilimde, kültürde, siyasette ve toplumsal yaşamın birçok alanında önemli roller üstlenmişlerdir.
Buna rağmen dünyanın birçok yerinde kadınlar hâlâ hakları için mücadele etmek zorunda kalıyor.
Aslında kadınların güvenli ve onurlu bir hayat sürmesi yalnızca kadınların sorunu değildir. Bu, bütün toplumun sorumluluğudur. Çünkü kadınların saygı gördüğü ve korunduğu toplumlar daha güçlü, daha istikrarlı ve daha sağlıklı olur.
Eğer bu gün Türkiye’de yavru Narin’imiz, Azerbaycan’da melek Nermin’imiz, onlar kimi nice kız çocuğu müammalı bir şekilde katledilirse, kadın öğretmenlere karşı öğrencileri tarafından şiddet uygulanırsa, eşinden boşanmak isteyen kadınlar eşleri tarafından öldürülüyorsa, evlilik yaşına girmemiş kızlarımız zorla evlendirilip, sonunda ya intihara ve yahut eşinin gaddarlığına maruz kalıyorsa, o zaman hangi kadına “8 Mart Kadınlar Günün kutlu olsun” tebriki samimi gelir?
Belki de bu yüzden 8 Mart yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda vicdanın uyanış günü olarak düşünülmelidir. Çünkü kadın yalnızca yılda bir gün hatırlanacak bir varlık değildir.
KADIN – annedir.
KADIN – hayatın başlangıcıdır.
KADIN – toplumun geleceğini şekillendiren güçtür.
Bir toplum kadına verdiği değer kadar güçlü ve sağlıklıdır.
Kadınların güvenliği, hakları ve onuru yalnızca bir günün konusu olmamalıdır. Bu mesele her gün düşünülmeli ve her gün bu konuyla ilgili gereken işler yapılmalıdır.
Kadınların korku içinde değil, güvenli ve onurlu bir hayat sürdüğü bir dünya kurulmadıkça 8 Mart kadınlar için gerçek bir bayram olamaz. Bu yüzden kadınların hak ettiği değeri, saygıyı ve güvenli yaşamı onlardan esirgememek gerekir. Çünkü kadına verilen değer, aslında insanlığın kendisine verdiği değerin göstergesidir.
8 Mart benim çok sevdiğim bayramdı. Evet idi bugüne kadar. Bugünden itibaren benim için bu bayram yok sayılır.
Ne zaman ki, dünyaya kadına hakkettiği değeri verecek, tabii o günleri görmek bana da nasip olursa, bak o zaman ben de yeniden bu bayramı seve-seve kutlayacağım.
Şimdi ise benim 8 Mart Kadınlar bayramım kutlu değil…
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

