Mutlu Yıllar Zaman İle Başarı Arasındaki İnce Çizgi

Hayatın gerçek adaleti; bize sunulan mülklerde veya genetik miraslarda değil, aslında her birimize sunulan zamanın mutlak eşitliğinde gizlidir. Dünya sahnesine kimimiz görkemli evlerde; kimimiz ise boyası sıvası dökük yağmur yağdığında çatısından içeriye su sızan, kış soğuğunun evi teslim aldığı yerlerde   doğarız. Başlangıç çizgilerimiz arasındaki bu büyük farka rağmen, güneş her sabah hepimiz için aynı cömertlikle doğar ve aynı süreyle gökyüzünde kalır.

Unutulmaması gereken bir şey var ki  zaman tek gerçek sermayedir. Kainattaki tüm canlılar için değişmeyen tek ortak payda, vaktin kendisidir. Bir kelebeğin ömrü ile bir asırlık çınarın ömrü, kendi ölçeklerinde tamamlanmış birer hikâyedir. Biz insanlar için de süreç farklı işlemez: Dünyaya gözlerimizi açtığımız o ilk an, kişiye özel "zaman saati" geri sayılamaz bir biçimde işlemeye başlar.

Şunu unutmamalıyız: Hayata dezavantajlı bir konumda başlamak, kısıtlı imkanlarla doğmak sizin tercihiniz ya da suçunuz değildir. Bunlar, kaderin size dağıttığı kartlardır. Ancak bu yaşam yolculuğunu birikimsiz, doğarken size verilen sağlığınızı içki ve sigara ile hoyratça harcamak ve çaresizliği bir kimlik haline getirmiş olarak tamamlamak, tamamen sizin sorumluluğunuzdur. Nereden başladığınızı seçemeyebilirsiniz; fakat nereye varacağınız, kendi iradenizle şekillendirdiğiniz bir başyapıttır.

Vakit, işlenmeyi bekleyen bir cevherdir; hayat sahnesi ilk bakışta adaletsiz görünebilir; kimi sağlığıyla, kimi varlığıyla sınanır. Fakat her ruh için değişmeyen hakikat, her günün yirmi dört saatlik o muazzam hazinesidir. Zaman, doğru kullanıldığında paha biçilemez bir cevhere dönüşür. Eğer günlerinizi bir sanatçı titizliğiyle işlerseniz, hayata sizden fersah fersah önde başlayanları bile geride bırakacak bir derinlik ve başarı kazanabilirsiniz.

Asıl mesele, akıp giden bu vakti kalıcı bir mirasa dönüştürebilmektedir. Zamanı en yüksek getirili yatırım aracı olarak görün; onu bedeninize sağlık, zihninize bilgi ve ruhunuza değer katacak alanlara yatırın.

Güneşten önce uyanmak, sadece güne değil, kaderinize de hükmetmektir. Sabahın ilk ışıklarıyla dizginleri eline alan bir irade ile öğle vaktine kadar uykunun rehavetine teslim olan bir zihin asla aynı rotada yürüyemez. "Erken kalkan yol alır" düsturu, sadece bir mesafe değil, bir bilinç farkıdır.

İlahi irade, her sabah avuçlarımıza 24 altın değerinde paha biçilemez saatler bırakır. Bu kutsal sermaye, savrulup gitmek için değil, anlamlı bir yaşam inşa etmek için verilmiştir. Ancak hatırlamak gerekir ki; bir gün o "altınların" sonu gelecek ve her fani gibi biz de bu dünyadan sessizce uğurlanacağız. O dönüşü olmayan yolculukta yanımızda götürebileceğimiz tek şey, geride bıraktığımız izlerdir.

Kefenin cebi yoktur derler; lakin nefes aldığınız her an, paha biçilemez bir cevherdir. Zaman, geri dönüşü olmayan bir nehir gibi akarken, yeryüzünde bıraktığınız her anlamlı iz sizi ölümsüzlüğe bir adım daha yaklaştırır. Beden toprağa dönerken, geride bıraktığınız o manevi hazine kefene sığmaz; aksine, gök kubbede ebedi bir seda olarak yankılanmaya devam eder.

2026 yılına girdik, bu yazımı okuyabiliyorsak toprağın üstündeyiz demektir, zaman hâlâ bizim için akmaya devam ediyor; vaktimiz varken heybemizi erdemle, sevgiyle ve iyilikle dolduralım. Ömür perdesi kapandığında biz bu diyardan göçsek bile, bıraktığımız güzellikler yeryüzünde yankılanmaya devam etsin.

Yeni yılın size ve sevdiklerinize zamandan en büyük verimi aldığınız, huzur dolu bir gelecek getirmesi dileğiyle...