Yazı Detayı
02 Nisan 2021 - Cuma 09:46
 
Türk Müslümanlığı: XIV
Prof. Dr. Kenan Erzurumlu
 
 

Hemen belirtelim, “Peygamber Efendimizin zamanında mezhepler mi vardı?” sorusunun arkasına sığınarak,“Ben mezheplere karşıyım” diyenler bulunmaktadır. Bu soru ve yorum, dini gerçeklerle uyuşmamaktadır.

 

Zira, mezhepler zaruretten doğmuşlardır. Her Müslümanın, karşılaştığı itikadî veya amelî meseleler karşısında kendi başına karar verebilecek bilgi ve birikime sahip olması (başta Kur’an-ı Kerim ve hadis-sünnet olmak üzere) mümkün değildir. Böylesi durumlarda ehil kişilerin re’yine uymak durumundadır. Bu tutum mezheplerin doğmasının ana sebebidir.  Mezhep sahibi müçtehitler, İslâmî ilimlerin tümüne (zahir, batın, iş’arî) sahip kişilerdir.

 

Günümüzde müctehid düzeyinde ilim sahipleri pek bulunmadığından (?) eski fıkıhçıların ictihadlarına uymak zorunludur. Zira Kur’an-ı Kerim, İslâm’ın anayasasını oluştururken; diğer dayanaklar diğer yasaları, yönetmelikleri ve yorumları oluştururlar. Bazen elde mevcut tüm İslamî mevzuat, sorunlar karşısında yetersiz kalabilir. Böylesi durumlarda noksanlıklar içtihatla kapatılabilir.

 

Ancak…

 

Bazen, dayanakları ne olursa olsun (Kur’an’ın yorumundan içtihata kadar) farklı imamların yaptıkları farklı yorumlar birbirlerinden farklı istikametlerde olabilmektedir. Bu ise, İslâm Alemi’nde çatışmalara yol açmaktadır.

 

Konuyu birkaç örnekle açıklayalım.

 

İtikadî açıdan:

 

Şia ve Caferiyye, imamlara (imam-ı masum kabulünden hareketle) inanmayı şart koşarken, ehl-i sünnet mezhepler, Allah ile kulların arasına hiç kimsenin girmeyeceğini; Peygamber Efendimiz’in dahi –elçilik görevi dışında- sadece kul olduğunu kabul eder.

 

Tüm ehl-i sünnet mezheplere göre, İslâm’ın şartı beştir. Bu beş şartı kabul eden kişiler Müslümandır.

 

İmanî açıdan bağlı olduğumuz Maturudî’ye göre, asılolan Kelime-i şahadet’tir. Diğerleri ibadete yönelik şartlardır. Kişi, beş şartı kabul edip Kelime-i Şahadet’i yerine getirdiği halde, diğerlerini herhangi bir sebeple yerine getirmekte ihmalkâr (günahkar) davranabilir. Muhatabı Cenâb-ı Allah’tır. Kullara düşen, o kişiyi Müslüman kabul edip hesabını, sahibine bırakmaktır.

 

İmam Eş’arî ise, ibadet imanın bir parçasıdır ve -“Kelime-i Şahadet” getirmesine rağmen- ibadetlerini aksatan (yerine getirmeyen) kişilerin Müslüman kabul edilemeyeceğini söyler.

 

Fıkhi (Amelî) konularda ise,

 

Mezhepler, ehl-i sünnet ve batınî olarak ikiye ayrılır.

 

Tüm mezhepler arasındaki farklar, tamamen imamların hüküm ve yorumlarındaki farklılıklara dayanmaktadır.

 

Ayet-hadis-sünnet kaynaklı olan bu yorumlarda imamların kendilerinden bir şeyler kattıkları açıktır.

 

Örnek olarak, namazın kılma şeklinden, okunacak sure ve dualara, alınacak tekbirlere kadar tüm farklılıklar, mezhep imamlarının yorumlarıdır.

 

Keza, kanama ve kadın eli değmesi ile abdest bozulması üzerine şu açık örnek bulunmaktadır.

 

Peygamber Efendimiz (SAV), bir gün namaz kılarken –secdede- alnına bir diken batar. Muhterem eşleri, o namazda iken alnındaki dikeni çeker alır. Bunun üzerine, Efendimiz, namazı bozar. Abdestini tazeler ve namazını tekrarlar.

 

Bu olay üzerine, İmam-ı Şafî, “kadın eli değmesinin abdesti bozduğu”na hükmeder. İmam-ı azam ise, “kanamanın abdesti bozduğu”na hükmeder. İmam-ı Şafi kanın abdesti bozması için “çizme dolusu kanama” şartını bildirirken, İmam-ı Azam, kadın eli değmesinin abdesti bozmayacağına hükmeder.

 

Yeni bir müctehid çıkıp da, yeni bir hüküm vermediği sürece tüm Müslümanlar bu ve benzeri hükümlerden birine uymak zorunluğundadır.

 

Ehl-i sünnet mezheplerin (Hanefî,  Şafiî, Malikî, Hambelî) imamlarının ortak hükümlerince, bu imamların takipçileri, zaruret durumunda diğer ehl-i sünnet imamların hükümlerince amel eyleyebilirler.

 

Şia ve Caferiyye ise….. Daha farklıdır.

 

Peygamber Efendimiz’in vefatından sonra başlayan ehl-i sünnet- şiatu Ali ayrışması, Emevîler döneminde daha da keskinleşmiş; camilerde ehl-i beyt’eve sahabileresövgüye kadar ulaşmış;e günümüzde uçurumlar oluşmasıyla sonuçlanmıştır.

 

Gerçekte ise, yaşanan ve gelişen olayların temelinde siyasi iktidar mücadelesi vardır. O mücadelenin hiçbir aşamasında Türklerin bulunmamasına karşılık, yine siyasi olaylar sebebiyle milletimiz iki büyük kampa ayrıştırılmıştır.

 

Bazı özel durumlarda,“öğle ile ikindi” ve“akşam ile yatsı” namazlarının birleştirilerek kılınmasına “cem” denir.  Fıkhî dayanağı sünnet-hadistir. Peygamberimiz seferde iken (Hac ve Umre ziyaretlerinde) 4 vakit namazı yukarda belirtildiği şekilde cem etmiştir.

 

“Cem” konusu İslâm aleminde asırlardan beri süregelen bir tartışmadır. Hanefi mezhebine göre öğle ve ikindi ile akşam ve yatsı namazları sadece Arafat ve Müzdelife’de(ve seferde) birleştirilerek kılınabilir.Diğer üçehli sünnet mezhepte ise, mazeret hallerinde namazların cem edilmesini meşru görmüşlerdir.

 

Ca’ferî Mezhebi’nde ise, hiçbir mazeret olmasa bile öğle ve ikindi ile akşam ve yatsı namazlarının birleştirilebilir. Ca’feriler, namazların beş vakit olarak farz kılınmasını kabul etseler de, uygulamada öğle ve ikindi ile akşam ve yatsı namazlarını hep cem-i takdim ve cem-i tehir ile kılarlar. Bu uygulama, beş vakit namazın üç vakitte kılınması sonucunu doğurmuştur.Bu yüzden Şia,  beş vakit namazı üç vakte indirme” suçlamasıyla karşıya karşıyadır.

 

Şia’nın beş vakit namazı üç vakte indirdiği eleştirileri üzerine tartıştığımız sünni ilahiyat hocaları, -seferîlik dışında da- mazeret olması durumunda, cem-i takdim ve cem-i tehir konularında fikir birliğine varamamışlardı. Bazı ehl-i sünnet hocalar, “cem”i sadece seferilik durumunda kabul ederlerken; diğerleri makul mazeretlerin bulunması halinde “mukim” kişilerin de uygulayabileceğini savunmaktadır. Mezheplere göre değerlendirildiğinde ise Hanefîler sadece “seferîlik” koşulunda “cem”i kabul etmektedir. Diğer 3 ehl-i sünnet mezhep ise mazerete bağlı olarak uygulanabileceğini ileri sürmektedirler.

 

Makul mazeret dışında “cem”i kabul etmeyen ehl-i sünnet din adamlarının ileri sürdükleri gerekçe, İslâm aleminin parçalanmışlığını göstermektedir: “Öyle yaparsak Şia’ya benzeriz.”

 

Doğrudur… Şia ve Ehl-i sünnet arasında dini kabuller açısından halledilmesi gereken meseleler bulunmaktadır. Ama bu, siyasetçilerin ve âvamın değil, diyanetçilerin ve ilahiyatçı bilim adamlarının çözmeleri gereken bir meseledir.

 
Etiketler: Türk, Müslümanlığı:, XIV,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
30 Mart 2021
Türk Müslümanlığı: XIII
27 Mart 2021
Türk Müslümanlığı: XII
24 Mart 2021
Türk Müslümanlığı: XI
22 Mart 2021
Türk Müslümanlığı Üzerine: X
18 Mart 2021
Türk Müslümanlığı: IX Türklerin Müslümanlarla (Araplarla) İlk Temasları
03 Mart 2021
Türk Müslümanlığı: VIII
01 Mart 2021
Türk Müslümanlığı: VII (VII. Asırda İslâmiyet)
22 Şubat 2021
Türk Müslümanlığı Üzerine: VI Şamanizm
19 Şubat 2021
Türk Müslümanlığı Üzerine: V Kamlar-Baksılar
17 Şubat 2021
Türk Müslümanlığı Üzerine: IV Eski Türk İnancı’na Dair
15 Şubat 2021
Türk Müslümanlığı Üzerine: III Eski Türk İnancı’na Dair
12 Şubat 2021
Boğaziçi Üniversitesi Olaylarına Dair: II
11 Şubat 2021
Boğaziçi Üniversitesi Olaylarına Dair: I
10 Şubat 2021
Bilim Tarihimiz
25 Ocak 2021
Türk Müslümanlığı Üzerine: II (Semavi Dinlere Dair)
19 Ocak 2021
Türk Müslümanlığı Üzerine: I
18 Aralık 2020
1750’den 2547’ye akademisyen kimliği
04 Aralık 2020
Bir Avukat Hanım’a Açık Mektup
12 Kasım 2020
Aydının Sorumluluğu ve Popülizm
10 Kasım 2020
Karılar Çıldırdı
09 Kasım 2020
Şuşa ve Karabağ’dan Sonrası…
04 Kasım 2020
Kuşa Bak!
23 Ekim 2020
Türk Milliyetçileri ve FETÖ
22 Ekim 2020
Ümit Özdağ ve İYİP
15 Ekim 2020
Azerbaycan; Azerbaycan…
08 Ekim 2020
Anal Fissür ve Tedavisi
28 Eylül 2020
Sağlıkçılara Şiddet ve Geleceği
31 Ağustos 2020
Biz Türk’üz; Bize Bir Şey Olmaz (!)…
24 Ağustos 2020
Bu Nasıl Hayvanseverlik?
21 Temmuz 2020
Ayasofya Tartışmalarına Dair: III
16 Temmuz 2020
Ayasofya Tartışmalarına Dair: II
13 Temmuz 2020
Ayasofya Tartışmalarına Dair: I
11 Temmuz 2020
Ayasofya ve Kin Kapısı
13 Şubat 2020
Müslümanların Hâl-i Pürmelali…
25 Aralık 2019
Türkçülük, Ülkücülük ve Türk Milliyetçiliği
17 Aralık 2019
Şathiyeler ve Mevlana…
10 Aralık 2019
Mezhepler ve Tarîkatlar Üzerine: III
05 Aralık 2019
Mezhepler ve Tarîkatlar Üzerine: II
03 Aralık 2019
Mezhepler ve Tarîkatlar Üzerine: I
26 Kasım 2019
Yallah, Ya Hacı!... Mecbur muyum Ben Sana?
19 Kasım 2019
Esnaf Ahlakı Üzerine…
12 Kasım 2019
Atatürk, 10 Kasım ve Diyanet
07 Kasım 2019
Doymadım Nehri, Sinvat Köprüsü, Sırat Köprüsü ve Yaratılış Üzerine…
05 Kasım 2019
Babasız Doğanlar ve İnançlar
31 Ekim 2019
Hikmet-Himmet-Nimet ve Zamane Şıhları
24 Ekim 2019
Çok Şükür! VİP Hamamı da Gördük..
22 Ekim 2019
Şu Bizimkilerin Nazım Hayranlığı.. V (Son)
17 Ekim 2019
Şu Bizimkilerin Nazım Hayranlığı.. IV
15 Ekim 2019
Şu Bizimkilerin Nazım Hayranlığı III
10 Ekim 2019
Şu Bizimkilerin Nazım Hayranlığı.. II
08 Ekim 2019
Şu Bizimkilerin Nazım Hayranlığı..
01 Ekim 2019
Tarih Bilimi ve Türklük
24 Eylül 2019
Tarihin Başlangıcı, Çağları ve İnsanlık
19 Eylül 2019
Tarih Bilimi Açısından Irk Gerçeği
13 Eylül 2019
Biyolojik Açıdan Irk
10 Eylül 2019
ANTROPOLOJİK açıdan IRK:6
05 Eylül 2019
ANTROPOLOJİK açıdan IRK:5
03 Eylül 2019
Antropolojik Açıdan Irk:4
29 Ağustos 2019
ANTROPOLOJİK açıdan IRK:3
27 Ağustos 2019
ANTROPOLOJİK açıdan IRK: 2
23 Ağustos 2019
Tabuları yıkacağız!
21 Ocak 2019
Yol Arkadaşları
17 Ocak 2019
Siyaset - Para ilişkisi ve Ülkücüler
31 Ekim 2018
'The Khashoggi's Story': II
29 Ekim 2018
'The Khashoggi's Story': I
24 Ekim 2018
Hoş geldin, papaz efendi! Bizim de diyeceklerimiz vardı!
22 Ekim 2018
SARI UYGURLARA SELAMIMDIR
17 Ekim 2018
ÇOCUK!...
15 Ekim 2018
Davada hata, yolda kusur yok! Bozukluk başlarda...
10 Ekim 2018
Ilımlı milliyetçilik, Türk Ocakları ve Bir BÖYYÜK LİDER(!)
08 Ekim 2018
1999 Seçimleri
03 Ekim 2018
Cennetlik Kadınlar-2018
01 Ekim 2018
Bir atasözü ve düşündürdükleri
26 Eylül 2018
Saygısız bir toplum olduk
24 Eylül 2018
Bir resim, bir olay...
19 Eylül 2018
Yörgüç Rüstem Paşa Cami
17 Eylül 2018
Çilehane Cami
12 Eylül 2018
Medreseönü Cami
10 Eylül 2018
Merzifon ve Camileri…
06 Eylül 2018
Ah bu CHP'liler
05 Eylül 2018
Merhaba dostlar,
05 Eylül 2018
MHP ve IYI: I
05 Eylül 2018
MHP ve IYI: II
05 Eylül 2018
MHP ve IYI: III
05 Eylül 2018
MHP ve IYI: IV
05 Eylül 2018
MHP ve IYI: V
05 Eylül 2018
MHP ve IYI: VI
05 Eylül 2018
MHP ve IYI: VI
05 Eylül 2018
Gidenlerin Ardından: I
05 Eylül 2018
Gidenlerin Ardından: II
05 Eylül 2018
AB, ABD ve Ortadoğu: I
05 Eylül 2018
AB, ABD ve Ortadoğu: II
05 Eylül 2018
Türkiye ve Ortadoğu: III
05 Eylül 2018
Türkiye ve Ortadoğu: IV
05 Eylül 2018
Bir resim ve ötesi...
05 Eylül 2018
E-devlet, soyağacı ve Türk kimliği
05 Eylül 2018
Edevlet, soyağacı ve Türk kimliği: II
05 Eylül 2018
Edevlet, soyağacı ve Türk kimliği: III
05 Eylül 2018
OMÜ'nün 2,5 milyonu nereye gitti?
05 Eylül 2018
Deli Dumrul'dan Yemen Türküsü'ne
05 Eylül 2018
Ekonomik milliyetçilik mi dediniz....
05 Eylül 2018
Milli sermaye üzerine: I
05 Eylül 2018
Milli sermaye üzerine: II
05 Eylül 2018
Milli sermaye üzerine: III
05 Eylül 2018
Afrindeyiz!
05 Eylül 2018
Çok şükür; BİMER ve CİMER var!
05 Eylül 2018
BİMER, CİMER ve SABİM var!
05 Eylül 2018
Sağlık sistemimiz üzerine: I
05 Eylül 2018
Sağlık sistemimiz üzerine: II
05 Eylül 2018
Sağlık sistemimiz üzerine: III
05 Eylül 2018
Sağlık sistemimiz üzerine: IV
05 Eylül 2018
Sağlık sistemimiz üzerine: V
05 Eylül 2018
Sağlık sistemimiz üzerine: VI
05 Eylül 2018
Güncele bakalım....
05 Eylül 2018
Şair Eşref'i anarken
05 Eylül 2018
Seçimler yaklaşırken...
05 Eylül 2018
Erzurumlu Akşener için imza verdi
05 Eylül 2018
Akşener ve FETÖ üzerine!
05 Eylül 2018
Seçimler, Anketler ve Basın....
05 Eylül 2018
Sayın Akşener'in manifestosu...
05 Eylül 2018
Bozulus Türkmenleri
05 Eylül 2018
Aşiretler üzerine 
05 Eylül 2018
OMÜ'nün FETÖ'cüleri
05 Eylül 2018
Aziz Yıldırım olayı ve sosyal boyutu
05 Eylül 2018
Anketler, saha araştırmaları ve toplum mühendisliği
05 Eylül 2018
Orhan Türkdoğan Hoca'nın kitabı
05 Eylül 2018
Tuzun koktuğu yer!
05 Eylül 2018
Ahhhh...... Minel Aşk!
05 Eylül 2018
Alparslan Türkeş'ten liderlik dersleri!
05 Eylül 2018
Şeyh Said İsyanı: I
05 Eylül 2018
Şeyh Said İsyanı: II
05 Eylül 2018
Şeyh Said İsyanı: III
05 Eylül 2018
Ortadoğu jeopolitiği ve Güney Doğu sorunmuz
05 Eylül 2018
Biraz da gülelim….
05 Eylül 2018
Yaşadıklarımdan...
05 Eylül 2018
Yaşadıklarımdan: II
05 Eylül 2018
And olsun!
05 Eylül 2018
And olsun! (2)
05 Eylül 2018
IYI Parti ve Akşener
05 Eylül 2018
İYİ Parti ve Akşener: II
05 Eylül 2018
Ülkücülere sözüm var!
05 Eylül 2018
Yüksek Öğretim sorunumuz üzerine:I
05 Eylül 2018
Yüksek Öğretim sorunumuz üzerine:II
05 Eylül 2018
Yüksek Öğretim sorunumuz üzerine:III
05 Eylül 2018
Yüksek Öğretim sorunumuz üzerine: IV
05 Eylül 2018
Yüksek Öğretim sorunumuz üzerine: V
05 Eylül 2018
Yüksek Öğretim sorunumuz üzerine: VI
05 Eylül 2018
Kısa kısa kıssalar: I
05 Eylül 2018
Kısa Kısa Kıssalar: II
04 Eylül 2018
Kısa Kısa Kıssalar: III
Haber Yazılımı